30 Ekim 2016 Pazar

Güneş ve Rüzgar

Merhaba ve mutlu pazarlar ;

Uzun zaman önce yine masallardan , çocukluğumuzdan , çocukluk hikayelerimizden , kitaplarımızdan bahsetmiştik  ...
Ve ara sıra birer masalla kendimizi ödüllendirelim , unuttuklarımızı hatırlayalım diye de konuşmuştuk ....
Hani olur ya yine çıkarılacak bir ders , çocuklara anlatacak bir şeyler yakalarız ...
Uzun lafın kısası ; hadi bu pazar kısacık bir masal günü olsun ....
Ezop Masalları'nı duymayan var mıdır ...?
Güneş ve Rüzgar .....

 " Güneş ve rüzgar kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış . Rüzgar ;
" Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım . Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim . ...   " demiş .
Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgar bir kasırga şiddetinde esmeye başlamış . O kadar kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş .
Sonunda rüzgar pes edip durmuş . Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş . Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış .
Güneş rüzgara nazik ve dostça davranışın şiddet ve güç gösterisinden her zaman daha etkili olduğunu söylemiş .  "

EZOP

( Ezop ; Krezüs'un sarayında yaşayan Yunanlı bir köleydi ve İÖ.600 yıllarında ölümsüz masallar yazmıştı .)


Bu masal Alfa Yayınları'nın 2006 yılı baskısı Kendi Kutup Yıldızını Bul kitabındandır ...


Bu masaldan ders almamak mümkün mü ....? Hele de yaşadığımız bu zamanda ....
Sevgiyle , dostça , sağlıcakla kalın ....
Ezop Masalları

25 Ekim 2016 Salı

Minuscule & Karıncalar Vadisi

Animasyon severler , bugün sizlere biraz geç keşfettiğim Minuscule ile merhaba demek istedim .

Minuscule - La vallée des fourmis perdues  ; 2013 tarihinde vizyona giren Fransa - Belçika ortak yapımı animasyon filmi ....
2014 tarihinde ülkemizdeki sinemalarda yerini alan Kayıp Karıncalar Vadisi , tabiatta yaşayan canlıların sesleri ile özel olarak hazırlanmış belgesel tadında bir animasyon filmi ....

Film süresince herhangi bir konuşma olmaması bazen sıkıldığınızı hissetmenize yol açsa da ; animasyon filminde gerçekçi doğanın görüntülerini izlerken nasıl zaman geçti anlayamıyorsunuz ...
Birbirlerine benzemeseler de ; Wall-E de diyalog olmayan animasyon filmlerinden ...
Diyalog olmadan da  önemli mesajlar verebilen animasyonlardan biri Karıncalar Vadisi ....
Ayrıca  animasyona farklı bir açıdan bakılmış , bildiğimiz animasyonlardan da değil yani ...
Ben büyük bir keyif alarak izledim ve uğur böceği ise favorim ....

Film , genç bir çiftin doğanın koynunda huzurlu ve mutlu piknikleri ile başlıyor . Bebek bekleyen çiftimizin bebeğinin doğma sinyalleri vermesi ve apar topar pikniklerini bırakarak gitmesiyle , geriye kalanlar üzerine de ilerliyor .
Ana kahramanımız yeni doğan ve etrafı keşfetmeye çalışırken kanatlarından birini kaybeden uğur böceği .... Ve tabi ki çiftten geriye kalan yiyeceklerin ve artıkların ziyafet sofrası olarak beklediği misafirleri ; çalışkan karıncalar ile ormanın diğer canlıları ....

Yağan yağmurda kendine sığınak arayan uğur böceğimiz bir şekilde piknik ziyafet sofrasını buluyor ve oradaki filmin ana nesnesi olan şeker kutusuna gizleniyor . Şeker kutusunu keşfeden akıllı , çalışkan karıncalarımız ise inanılmaz disiplinleri ile film boyunca o kocaman kutuyu yuvalarına taşımaya çalışıyorlar . Şeker kutusunda gizlenen kanadı kırık uğur böceği ilk başlarda siyah karıncalardan korksa da aralarında ilginç bir dostluk başlıyor ve film boyunca siyah karıncalara eşlik ediyor . Siyah karınca ekibi hem disiplinli hem de azimlidir . Dağ bayır ova çayır şeker kutusunu taşırlar . Ancak karşılarına kırmızı karıncalar çıkar ve aralarında şeker kutusu çekişmesi ile beraber serüvenimiz başlar .

İnsanın doğadaki olumlu ya da olumsuz etkisinin her haliyle net olarak izlenebildiği bir animasyon filmi ....
Filmin başında piknik ziyafet sofrası ile başlayan insan dokunuşu , filmin sonlarına doğru siyah ve kırmızı karıncalar arasında yapılan savaşta da oldukça net gözlemleniyor . Kullanılan savaş malzemeleri bile insandan geriye kalanlar .... 

İzleyenlerden birinin okuduğum yorumu da , çok hoşuma gitti ; 
" ... doğayı yönlendirmeye çalışmak yerine doğanın izini sürmenin daha anlamlı olduğunu hissettiriyor. "

Yeni izleyeceklere iyi seyirler dilerken , daha önce izlemiş olanların yorumlarını da merakla bekliyorum .
Minuscule & Karıncalar Vadisi internet ortamından alınan film afişi





16 Ekim 2016 Pazar

Yeryüzünde bir cennet varsa, orası Şirince olmalı ...

Ruhuma neşeyi giydirip , her seferinde artık blog hayatıma geri döneceğim tüm enerjimle diyorum ...
Her gün kafam farklı fikirlerle dolu , ama bir türlü nasip olamıyor ....
Baktım ki uzak kaldıkça iyice uzaklaşıyorum , bir ucundan yakalayıvereyim istedim ...

Ve sizleri 2014 yılının Kasım ayı başında yapmış olduğum bir gece İzmir konaklamalı Şirince keyfime davet etmeye karar verdim ...
Evet şöyle bir geçmişe uzanalım ; benim gözümden Şirince , Nişanyan Evleri ve Müjde hanımcığımı görelim ....
Olur mu ...?
Benimle misiniz hala ...?

Beni yakın tanıyanlar bilir , oldukça eski bir turizm geçmişim vardır ... Öyle ki çalışmaktan hayatı es geçtiğim , sevdiklerimi ve kendimi ihmal  ettiğim doğrudur ... Her daim ; oldukça yoğunum , vaktim yok söylemleri ağzından düşmeyenlerden biriydim  .... Yurdumun çok güzel yerlerinde en iyi tesislerde tatil yaptım  ve hepsi genelde deniz , kum , güneş , kitap tatilleri oldu .... İşin kötüsü sadece adı tatil ve sadece telefonun çalmadığı nadir anlarda dinlenebiliyordum ... İşte bu nedenlerle de bu kadar çok yer gezip tadını en az çıkaranlardan biriyimdir  ... Hep tetikte ....
Yoğunluktan bir türlü gidemediğim yerler de içimde ukte kalırdı ki o da işin yara kısmı ....

Bunca yıllık turizm hayatımda bir türlü gidemediğim yerlerden Şirince ve Nişanyan macerama gelirsek ...
Şirince 'yi seyreylemek ...
Benim bir kuzenim vardır ki kuzenden öte .... Birbirimizden bir o kadar farklı ama bir o kadar da .....  Ve en az benim kadar çılgın ... Farklı konularda birbirimizi aştığımız da doğrudur ... Neyse ....

Bir gün   " Kalk hadi bir gecelik İzmir'e gidip geleceğiz ... "  dedi ve düştük yollara... Yol anlarımızı sizlerle paylaştık. Manisa Ali Usta köfte yenmeli dedik ... Gel gör ki Ali Usta mekanının yerini bilmiyorduk ... İnternet sağolsun ara tara derken , kendimizi koca sanayinin içinde bulduk ... Sanayide sora sora oradan oraya taşındı dediler ama net bilen de yok ... Bir şekilde telefonunu bulduk ve bir baktık ki ustam bizi park yeri kapısında karşılıyor ... Manisa'lı Meşhur Ali Usta dünya tatlısı , güleç ve çalışkan bir insan ...  Hem bizi kapıda karşıladı , hem bize kendi elleriyle köfte yaptı , hem de fotoğrafımızı çekti ... Sen çok yaşa Ali Usta ... Eski yeri ufak ve inanılmaz kuyruk beklenen , müdavimi bol bir yer imiş ... Yeni yeri hem daha büyük hem de oldukça hoş bir dekora sahip ... Rabbim böyle girişimci ve çalışkan insanlara bereketini versin inşallah diyerek ayrıldık ...

Manisalı Meşhur Ali Usta Köftesi

İzmir 'e akşam vardık ve o gece konakladık . İzmir denince akla gelenleri yorgun olmamıza rağmen elden geldiğince hızlı şekilde yapmaya çalıştık ki bu arada esas geliş nedenimiz olan iş için ana süreyi kullanmış olduk . Arta kalan zamanda boyoz , kumru derken .... Bir de dondurma  çok sevmeyen kuzen mutlaka Bravo 'da dondurma yenecek dedi ve yine sonuç müthiş idi ... Neden dondurma zevkini buraya sakladığını hemen anladım ...

Bostanlı Bravo Dondurma , Varan Susurluk ayranı ve çiğ börek , Kumrucu Şevki  , Boyoz
Ertesi sabah Beykoz Çaycısı kahvaltı sonrası ayrılacaktık ki ;  sevgili kuzenim Hale ani bir kararla sağolsun bana bir sürpriz hazırlayarak başka bir yere gidiyoruz dedi ...

Ve Şirince ile Kasımda Aşk Başkadır yaşamama sebep oldu ....


Şirince sokakları
Üzümlere bekçilik eden atım ;)

Eğer aracınızla ve ilk defa geldiyseniz bir uyarı ; aracı girişte bırakıyorsunuz ve o daracık sokaklarda yürümeye başlıyorsunuz ....

Daracık Arnavut kaldırımlı sokaklar
Şirince güzelliklerinden ; mandalina ağaçları ...

Ünlü yazar Dido Sotiroyo ,  Şirince 'yi anlattığı Benden Selam Söyle Anadoluya  adlı kitabında şöyle dermiş ;
 " Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa , bizim kırkınca -şirince- cennetin bir parçası olması gerekir . "

Yüzyıllar önce 1.800 olan nüfuslu bir Rum köyü olan Şirince Köyü’ne, mübadele ile birlikte Rumelili Türkler yerleşilmiş . O zamandan bu yana çoğunluklu olarak Türklerin yaşadığı adı gibi çok şirin bir köy Şirince ...
Şirince adı ile ilgili duyduğum bilgilere gelirsek de ;
" Şirince’ ye tarih boyunca sürekli değişik isimler verilmiş . Bunlar arasından en bilinenleri Kırkınca ve Çirkince .
Şirince’ ye neden Çirkince adı verilmiş derseniz, şöyle ki: Çok ama çok güzel bir köy olduğundan ve  köy halkının da  ' Kimseler buraya gelmesin , köyü çirkin zannetsinler .. ' diye düşünmesinden ; köyün adı Çirkince olmuş . Bu güzeller güzeli köy de Çirkince olarak tarihte yerini almıştır.  Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmir Valisi'nin (ki o zamanlar İzmir Valisi Kazım Dirik’ miş) köyü ziyaret etmesine kadar köyün adı Çirkince olarak kalmış . "

Diğer anlatılanlara göre ise ;
" Köyün KIRKINCA olan eski adı Rum söyleyişiyle KİRKİNCE şeklini aldı. Türkler tarafından ÇİRKİNCE olarak telaffuz edilen isim, 1930` larda İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa`nın Şirince Ziyaretinde Köyün ilk Cumhuriyet öğretmeni olan ve şiirle ilgilenen Suat adındaki öğretmenin şiirini Paşa'ya takdim etmesiyle, Paşa'nın`da bu şiiri resmi dilekçe kabul ederek köyün ismini resmen değiştirmesi ile ŞİRİNCE olarak kabul edilmiştir.  "

Kırkınca , Kirkince , Çirkince , Şirince ....
Ne denirse densin pek güzel ....

Sizlere selam vermek istedim ... Yokluğumda  bana gönül koyanlar varmış aranızda ;  gerçekten üzgünüm ... ' Ruhuma neşeyi giydirip ,...