14 Mart 2020 Cumartesi

Sizlere selam vermek istedim ...

Yokluğumda  bana gönül koyanlar varmış aranızda ;  gerçekten üzgünüm ...

' Ruhuma neşeyi giydirip , her seferinde artık blog hayatıma geri döneceğim tüm enerjimle diyorum ... Her gün kafamda farklı fikirlerle .... ' sözüm artık yaşam haline dönüştü


Benimki de çocukluk işte ....
Nasıl da inanıyor insan içindeki çocuğa ...
Bahar çiçekleriyle , maviyle , yeşille , güneşle , pambuk hanım bulutlarla , deniz kokusuyla , kuşların cıvıltısıyla , umutla , mutlulukla başlayayım diyorum bir heves ...
Ancak çeşitli olur olmaz bahaneler ve nedenlerle sosyal medya başında olamıyorum ...
En çok instagram hesabım faaliyette görünüyor ama onu bile ihmal ediyorum ...

Ayrıca evet leylek sürüsünü bu yıl da hem havada hem karada  bol gördüm ve   gezilerim sık sık olsun da coşuvereyim diyorum ....

Anlayacağınız ben o kadar istesem de beceremeyenlerdenim ...

" Şunun şurasında sadece adımı biliyorsunuz .....
Ne yaşadığımı değil .... , "


Farkındasın, farkındayım, farkındasınız değil mi ..?
Ben öyle çok konuşur görünüm ama yüreğimde fırtınalar kopar da kimsenin ruhu duymaz ...
Beni bilen bilir ....
Yüreğiyle yüreğime gelen insanlar o yüzden çok özeldir ...

" Daha bir sürü şey şuramda darmadağınık." demiş ya şair, işte tam öyle durumlar ...

Yine seyahatler çekiyor içim,
Kaybolmak yurdumun güzelliğinde,
Yürekten gülmek memleketim insanlarıyla,
Umutlanarak ümitleri yeşertebilmek,
Doğanın koynunda kitap okuyabilmek,
"An " ları yakalayanlardan olabilmek ,
Yürekteki çocuğu şımartabilmek,
Mutluluk çığlıkları içinde fotoğraf çekebilmek,
Elden ele enerji verebilmek
Ve
Yaşanmışlıklarla gelecek güzel günlere inanmak ...
Değerlilerim, sevdiklerim ve sevenlerimle,
Umutlu, huzurlu , sevgi, aşk, bereket ve kahkaha dolu yarınları sağlıkla yaşamak,
Rabbimin verdiklerine şükredenlerden ve insani vasıflarını koruyanlardan olabilmek ....
Çok mu şey istiyorum ki yine ben ...?

Diyebileceğim şu ki; darısı isteyen herkesin başına olsun ....
Kimsenin gözü kalmasın aman sakın ola


Umarım artık daha sık görüşebiliriz diyerek ; yüreciğimdekileri döküverdim gidiyorum ...

Sevgiyle , sağlıcakla yaşayın ...

Kimse var mı bakayım dedim ..


Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .
https://didemikabirdelibirdolu.blogspot.com.tr

30 Ekim 2016 Pazar

Güneş ve Rüzgar

Merhaba ve mutlu pazarlar ;

Uzun zaman önce yine masallardan , çocukluğumuzdan , çocukluk hikayelerimizden , kitaplarımızdan bahsetmiştik  ...
Ve ara sıra birer masalla kendimizi ödüllendirelim , unuttuklarımızı hatırlayalım diye de konuşmuştuk ....
Hani olur ya yine çıkarılacak bir ders , çocuklara anlatacak bir şeyler yakalarız ...
Uzun lafın kısası ; hadi bu pazar kısacık bir masal günü olsun ....
Ezop Masalları'nı duymayan var mıdır ...?
Güneş ve Rüzgar .....

 " Güneş ve rüzgar kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış . Rüzgar ;
" Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım . Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun ? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim . ...   " demiş .
Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgar bir kasırga şiddetinde esmeye başlamış . O kadar kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş .
Sonunda rüzgar pes edip durmuş . Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş . Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış .
Güneş rüzgara nazik ve dostça davranışın şiddet ve güç gösterisinden her zaman daha etkili olduğunu söylemiş .  "

EZOP

( Ezop ; Krezüs'un sarayında yaşayan Yunanlı bir köleydi ve İÖ.600 yıllarında ölümsüz masallar yazmıştı .)


Bu masal Alfa Yayınları'nın 2006 yılı baskısı Kendi Kutup Yıldızını Bul kitabındandır ...


Bu masaldan ders almamak mümkün mü ....? Hele de yaşadığımız bu zamanda ....
Sevgiyle , dostça , sağlıcakla kalın ....
Ezop Masalları

25 Ekim 2016 Salı

Minuscule & Karıncalar Vadisi

Animasyon severler , bugün sizlere biraz geç keşfettiğim Minuscule ile merhaba demek istedim .

Minuscule - La vallée des fourmis perdues  ; 2013 tarihinde vizyona giren Fransa - Belçika ortak yapımı animasyon filmi ....
2014 tarihinde ülkemizdeki sinemalarda yerini alan Kayıp Karıncalar Vadisi , tabiatta yaşayan canlıların sesleri ile özel olarak hazırlanmış belgesel tadında bir animasyon filmi ....

Film süresince herhangi bir konuşma olmaması bazen sıkıldığınızı hissetmenize yol açsa da ; animasyon filminde gerçekçi doğanın görüntülerini izlerken nasıl zaman geçti anlayamıyorsunuz ...
Birbirlerine benzemeseler de ; Wall-E de diyalog olmayan animasyon filmlerinden ...
Diyalog olmadan da  önemli mesajlar verebilen animasyonlardan biri Karıncalar Vadisi ....
Ayrıca  animasyona farklı bir açıdan bakılmış , bildiğimiz animasyonlardan da değil yani ...
Ben büyük bir keyif alarak izledim ve uğur böceği ise favorim ....

Film , genç bir çiftin doğanın koynunda huzurlu ve mutlu piknikleri ile başlıyor . Bebek bekleyen çiftimizin bebeğinin doğma sinyalleri vermesi ve apar topar pikniklerini bırakarak gitmesiyle , geriye kalanlar üzerine de ilerliyor .
Ana kahramanımız yeni doğan ve etrafı keşfetmeye çalışırken kanatlarından birini kaybeden uğur böceği .... Ve tabi ki çiftten geriye kalan yiyeceklerin ve artıkların ziyafet sofrası olarak beklediği misafirleri ; çalışkan karıncalar ile ormanın diğer canlıları ....

Yağan yağmurda kendine sığınak arayan uğur böceğimiz bir şekilde piknik ziyafet sofrasını buluyor ve oradaki filmin ana nesnesi olan şeker kutusuna gizleniyor . Şeker kutusunu keşfeden akıllı , çalışkan karıncalarımız ise inanılmaz disiplinleri ile film boyunca o kocaman kutuyu yuvalarına taşımaya çalışıyorlar . Şeker kutusunda gizlenen kanadı kırık uğur böceği ilk başlarda siyah karıncalardan korksa da aralarında ilginç bir dostluk başlıyor ve film boyunca siyah karıncalara eşlik ediyor . Siyah karınca ekibi hem disiplinli hem de azimlidir . Dağ bayır ova çayır şeker kutusunu taşırlar . Ancak karşılarına kırmızı karıncalar çıkar ve aralarında şeker kutusu çekişmesi ile beraber serüvenimiz başlar .

İnsanın doğadaki olumlu ya da olumsuz etkisinin her haliyle net olarak izlenebildiği bir animasyon filmi ....
Filmin başında piknik ziyafet sofrası ile başlayan insan dokunuşu , filmin sonlarına doğru siyah ve kırmızı karıncalar arasında yapılan savaşta da oldukça net gözlemleniyor . Kullanılan savaş malzemeleri bile insandan geriye kalanlar .... 

İzleyenlerden birinin okuduğum yorumu da , çok hoşuma gitti ; 
" ... doğayı yönlendirmeye çalışmak yerine doğanın izini sürmenin daha anlamlı olduğunu hissettiriyor. "

Yeni izleyeceklere iyi seyirler dilerken , daha önce izlemiş olanların yorumlarını da merakla bekliyorum .
Minuscule & Karıncalar Vadisi internet ortamından alınan film afişi





16 Ekim 2016 Pazar

Yeryüzünde bir cennet varsa, orası Şirince olmalı ...

Ruhuma neşeyi giydirip , her seferinde artık blog hayatıma geri döneceğim tüm enerjimle diyorum ...
Her gün kafam farklı fikirlerle dolu , ama bir türlü nasip olamıyor ....
Baktım ki uzak kaldıkça iyice uzaklaşıyorum , bir ucundan yakalayıvereyim istedim ...

Ve sizleri 2014 yılının Kasım ayı başında yapmış olduğum bir gece İzmir konaklamalı Şirince keyfime davet etmeye karar verdim ...
Evet şöyle bir geçmişe uzanalım ; benim gözümden Şirince , Nişanyan Evleri ve Müjde hanımcığımı görelim ....
Olur mu ...?
Benimle misiniz hala ...?

Beni yakın tanıyanlar bilir , oldukça eski bir turizm geçmişim vardır ... Öyle ki çalışmaktan hayatı es geçtiğim , sevdiklerimi ve kendimi ihmal  ettiğim doğrudur ... Her daim ; oldukça yoğunum , vaktim yok söylemleri ağzından düşmeyenlerden biriydim  .... Yurdumun çok güzel yerlerinde en iyi tesislerde tatil yaptım  ve hepsi genelde deniz , kum , güneş , kitap tatilleri oldu .... İşin kötüsü sadece adı tatil ve sadece telefonun çalmadığı nadir anlarda dinlenebiliyordum ... İşte bu nedenlerle de bu kadar çok yer gezip tadını en az çıkaranlardan biriyimdir  ... Hep tetikte ....
Yoğunluktan bir türlü gidemediğim yerler de içimde ukte kalırdı ki o da işin yara kısmı ....

Bunca yıllık turizm hayatımda bir türlü gidemediğim yerlerden Şirince ve Nişanyan macerama gelirsek ...
Şirince 'yi seyreylemek ...
Benim bir kuzenim vardır ki kuzenden öte .... Birbirimizden bir o kadar farklı ama bir o kadar da .....  Ve en az benim kadar çılgın ... Farklı konularda birbirimizi aştığımız da doğrudur ... Neyse ....

Bir gün   " Kalk hadi bir gecelik İzmir'e gidip geleceğiz ... "  dedi ve düştük yollara... Yol anlarımızı sizlerle paylaştık. Manisa Ali Usta köfte yenmeli dedik ... Gel gör ki Ali Usta mekanının yerini bilmiyorduk ... İnternet sağolsun ara tara derken , kendimizi koca sanayinin içinde bulduk ... Sanayide sora sora oradan oraya taşındı dediler ama net bilen de yok ... Bir şekilde telefonunu bulduk ve bir baktık ki ustam bizi park yeri kapısında karşılıyor ... Manisa'lı Meşhur Ali Usta dünya tatlısı , güleç ve çalışkan bir insan ...  Hem bizi kapıda karşıladı , hem bize kendi elleriyle köfte yaptı , hem de fotoğrafımızı çekti ... Sen çok yaşa Ali Usta ... Eski yeri ufak ve inanılmaz kuyruk beklenen , müdavimi bol bir yer imiş ... Yeni yeri hem daha büyük hem de oldukça hoş bir dekora sahip ... Rabbim böyle girişimci ve çalışkan insanlara bereketini versin inşallah diyerek ayrıldık ...

Manisalı Meşhur Ali Usta Köftesi

İzmir 'e akşam vardık ve o gece konakladık . İzmir denince akla gelenleri yorgun olmamıza rağmen elden geldiğince hızlı şekilde yapmaya çalıştık ki bu arada esas geliş nedenimiz olan iş için ana süreyi kullanmış olduk . Arta kalan zamanda boyoz , kumru derken .... Bir de dondurma  çok sevmeyen kuzen mutlaka Bravo 'da dondurma yenecek dedi ve yine sonuç müthiş idi ... Neden dondurma zevkini buraya sakladığını hemen anladım ...

Bostanlı Bravo Dondurma , Varan Susurluk ayranı ve çiğ börek , Kumrucu Şevki  , Boyoz
Ertesi sabah Beykoz Çaycısı kahvaltı sonrası ayrılacaktık ki ;  sevgili kuzenim Hale ani bir kararla sağolsun bana bir sürpriz hazırlayarak başka bir yere gidiyoruz dedi ...

Ve Şirince ile Kasımda Aşk Başkadır yaşamama sebep oldu ....


Şirince sokakları
Üzümlere bekçilik eden atım ;)

Eğer aracınızla ve ilk defa geldiyseniz bir uyarı ; aracı girişte bırakıyorsunuz ve o daracık sokaklarda yürümeye başlıyorsunuz ....

Daracık Arnavut kaldırımlı sokaklar
Şirince güzelliklerinden ; mandalina ağaçları ...

Ünlü yazar Dido Sotiroyo ,  Şirince 'yi anlattığı Benden Selam Söyle Anadoluya  adlı kitabında şöyle dermiş ;
 " Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa , bizim kırkınca -şirince- cennetin bir parçası olması gerekir . "

Yüzyıllar önce 1.800 olan nüfuslu bir Rum köyü olan Şirince Köyü’ne, mübadele ile birlikte Rumelili Türkler yerleşilmiş . O zamandan bu yana çoğunluklu olarak Türklerin yaşadığı adı gibi çok şirin bir köy Şirince ...
Şirince adı ile ilgili duyduğum bilgilere gelirsek de ;
" Şirince’ ye tarih boyunca sürekli değişik isimler verilmiş . Bunlar arasından en bilinenleri Kırkınca ve Çirkince .
Şirince’ ye neden Çirkince adı verilmiş derseniz, şöyle ki: Çok ama çok güzel bir köy olduğundan ve  köy halkının da  ' Kimseler buraya gelmesin , köyü çirkin zannetsinler .. ' diye düşünmesinden ; köyün adı Çirkince olmuş . Bu güzeller güzeli köy de Çirkince olarak tarihte yerini almıştır.  Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmir Valisi'nin (ki o zamanlar İzmir Valisi Kazım Dirik’ miş) köyü ziyaret etmesine kadar köyün adı Çirkince olarak kalmış . "

Diğer anlatılanlara göre ise ;
" Köyün KIRKINCA olan eski adı Rum söyleyişiyle KİRKİNCE şeklini aldı. Türkler tarafından ÇİRKİNCE olarak telaffuz edilen isim, 1930` larda İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa`nın Şirince Ziyaretinde Köyün ilk Cumhuriyet öğretmeni olan ve şiirle ilgilenen Suat adındaki öğretmenin şiirini Paşa'ya takdim etmesiyle, Paşa'nın`da bu şiiri resmi dilekçe kabul ederek köyün ismini resmen değiştirmesi ile ŞİRİNCE olarak kabul edilmiştir.  "

Kırkınca , Kirkince , Çirkince , Şirince ....
Ne denirse densin pek güzel ....

5 Eylül 2016 Pazartesi

İyilik Bul , İyilik Yap

 " İyilik bumerang gibidir, size döner . "  demişler ya ondan ben de size bu filmi izlemenizi önersem ; iyilik yapmış olur muyum ...?
"Pay It Forward - İyilik Bul, İyilik Yap"
Benim yüreğimdeki çocuk pek heveslendi bu işe yine ....
İyilik yapın iyilik bulun ....
Ama öncelikle yapacak iyilik bulmak gerek ...

2000 yılında vizyona giren bir film, aslında yeni değil  .... 
Aile , dram , romantik türlerinde bir film olmasına rağmen , benim için tam bir kişisel gelişim kitabı yerine geçen bir film oldu . Filmin muhteşem farklı bir konusu , inanılmaz oyunculuğu ya da bambaşka şaşırtıcı bir unsuru yok aslına bakarsanız ... Bazı sahnelerin abartılı ve yapay geldiği düşünülebilir de ... Ancak yaşam ve insanlar hakkında oldukça düşündürücü ...
Şu sıralar unuttuğumuz insani duygularımızın canlandığı bu filmin yönetmeni Mimi Leder  ...  

Filmin başı oldukça enterasan ; adamın biri daha önce hiç görmediği bir yabancıya bir jaguar hediye ediyor .... Yok yok yanlış duymadınız , aynen böyle başlayan bir film . Akıllara zarar jaguar olayı diyenler var tabi ki ...
11 yaşındaki Trevor ( Haley Joel Osment )  alkol bağımlısı annesi ( Helen Hunt ) ile beraber yaşamaktadır . Trevor'ın sorunlu bir hayatı vardır . Babası ki bu oyuncu sürpriz bir isim ( Bon Jovi ) onları terkedip gitmiştir . Aile içi şiddet uygulayan kısa bir baba rolünde izliyoruz kendisini ...
Okulda yeni rehberlik sınıfı öğretmeni olan bay Simonet ( Kevin Spacey ) , derste onlara daha önce verilen ödevlere benzemeyen bir ödev verir ; " Dünyayı değiştirecek bir fikir düşünün ve bunu hayata geçirin.  "
Trevor düşünür ve aklına bir proje gelir . Aslında o yaştaki bir çocuk için oldukça basit bir şeydir , proje değil .... Gerçekten ihtiyacı olan birisine bir iyilik yapmak , ilk adım olacaktır onun için ... Ama bunun karşılığını ödenmesi bambaşka olacaktır . İyilik yapılan kişi de ; ihtiyacı olan üç başka kişiye yardım edecektir .
Trevor iyiliklerin bu şekilde devam ederek dünyayı değiştirmesini ummaktadır .
Trevor iyilik yapmak için bir evsizi seçer ( James Cavaziel ) ve iyilikler zinciri başlar . Ama her şey Trevor'ın beklediği şekilde gelişmez . Projeyi hayata geçirirken bazı güçlüklerle karşılaşır . Çoğu zaman umudunu yitirir.

Filmin başında kendine ilginç şekilde jaguar hediye edilen kişi , bir gazetecidir ( Jay Mohr ). Gazeteci nedensiz hediyesinin araştırmasını yaparken  , Trevor'ın iyilikler zincirini takibe başlar . Aslında  " İyilik Bul , İyilik Yap "  projesi hiç de Trevor'ın düşündüğü şekilde başarısız olmamıştır . Yapılan iyiliklerin sahipleriyle , bu düşünce çok büyük bir kitleye ulaşmıştır .

Sıcacık , toz pembe görünen film şaşırtıcı bir sonla bitiyor ...  Benim filmin başından beri ilk gözüme takılan nesnenin getireceği sonucu film boyunca yüreğimde taşımam ayrı tabi ki ... Ama yine de hüsnü kuruntu yaptım diyerek farklı bir son beklemiştim .
İzleyenlerin yorumlarını merakla beklemekteyim . Ayrıca izlememiş olup da tavsiyeme uymak isteyen olursa ; keyifli seyirler ....

Biri sana iyilik yapınca, sen ona iyilik yapma... Git bir başkasına yap...  "

Pay It Forward   " İyilik Bul , İyilik Yap " Film görseli internet alıntısıdır .


4 Eylül 2016 Pazar

Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar

Tüm insanlara yakıştığına inandığım ; gülüşüm var !
Güçlüyüm , ama yorgunum da ....
Her düşüşten sonra ayağa kalkmak için direncim de var !
Zümrüdüanka misali küllerinden yeniden doğmak benim kanımda var !
Rengarenk umutlarım ,hayallerim , gidilecek yollarım , dualarım var !
İçimden geldiğince ; gülmek ve ağlamak , kızmak ve bağırmak ,
Bir de ;
Aklımdan geçeni söylemek gibi huylarım var !
Güven duymakta zorlandığım da doğrudur.....
Bir de incinsem de incitmemeye çalışmak gibi bir yönüm olduğu ....

Sabrım , sinirim ve sınırlarım zorlanırsa ; ben benlikten çıkabilirim ....
Samimiyet yoksunu ve sürekli negatif insanlar ile yollarımız daima ayrı kalmalı ...

Ana sorunum ise ; dünyayla başetme çabalarım ne kadar iyiyse ;
Yüreğim ve mantığımla başetme konusunda oldukça başarısız kalışımdır ...

Bir sonraki adımları detaylandırmak ve kendimden çok sevdiklerimi düşünmek yorsa da beni , bunlar vazgeçemediğim hallerim ...
Oysa anlar değerli ve yarınlar ile yürekten sevenler belli değil , bunu da bilirim ...
Kimi zaman kayıplarla , can kırıklarımı toparlayamasam da  yarınlar için umutları yeşillendiririm ...

Bu yaşıma geldim , içimdeki çocuğa söz geçiremiyorum hala ...
Dışımdaki buzdan duvarlara ve kilitli kapılara inat  ;
İçimde yeterli miktarda çılgınlık taşıyan , gezenti , yaramaz bir kaçak ...

Mesela diyorum ;
Şimdi bir delilik yapsam ile başlar ....
Ve
Didemika Bir Deli Bir Dolu coşar taşar ....

Düşer , kalkar , gene düşer , yeniden kalkar , yeniden düşer ve yine yeni yeniden yaşamaya çalışırım ...
Kendime sığındığım zamanlarda ; içimdeki çocukla saklambaç ve yakalamaca oynarım ....

Yetinmesini bilmenin başarısına ,
Sevdiklerimin sağlıklı olmasının mutluluğuna ,
Şükredebilmenin ve farkında olabilmenin sağladıklarına ,
En güzel duanın , başkasının haberi olmadan edilen dua olduğuna ,
Paylaşmanın huzuruna inanlardanım ....
Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar



Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .
https://didemikabirdelibirdolu.blogspot.com.tr

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Tadımlık , Yutulmalık , Çiğneyerek Hazmedilmelik Kitaplar Mim

Merhaba sevgili blog dostlarım ;
Bildiğiniz gibi uzun süredir tam zamanlı blog çalışması yapamıyorum .
Her birinizi ayrı ayrı özledim .
Daha kısa sürede paylaşım kolaylığı bakımından şu sıra instagram hesabım daha aktif faaliyet içerisinde ....
Dün Bacon'un okuduğum sözü üzerine instagramda minik bir etkinlik yapmak istedim .
Bu etkinlik sayesinde ; unuttuğum , bilmediğim ya da gözardı ettiğim kitapları hatırlamak amacıyla bir paylaşım yaptım . Sevgili Tigris bunu mim olarak blog sayfasında yayınlamalısın önerisini getirince ; hemen burada da paylaşım yapayım dedim .
Birbirimize önerilerimiz ve hatırlatmalarımız ile kaynaşabiliriz diye de düşünüyorum  ....
İnstagram için tık tık ; çok güzel geri dönüşler başladı bile ...
Didemikabirdelibirdolu facebook sayfasında da paylaşıyorum ..... tık tık

Francis Bacon 'a göre;

" Bazı kitapların tadına bakılmalıdır
Diğerleri yutulmalıdır .
Ve çok azıda çiğnenip hazmedilmelidir . "

Mim konumuz minik görünen ama kocaman alt başlıkları olan üç tane boşluk doldurmaca ;

Tadımlık kitap ............
Yutulması gereken kitap .............
Çiğneyerek hazmedilmesi gereken kitap .........


Tadımlık , Yutulmalık , Çiğneyerek Hazmedilmelik Kitaplar Mim
Sizden ricam şu ki ; noktaların olduğu boşlukları doldurmamız ,
Ve
Kitap sever dostlarınızı bu paylaşıma etiketleyerek , mimleyerek unuttuklarımızı birbirimize hatırlatmamız .
Bu paylaşımı instagramda repost ederek kitap severler arasında bilgi etkinliği sağlayabiliriz de ......

Davetimi şuracığa bırakıveriyorum ve mimlenmek isteyen herkes bu eğlenceye katılsın diyorum .
Ciddiyim hadi etkinliğe katılın ,
Siz de benim gibi hem zorlanıp hem de müthiş keyif alacak mısınız bakalım merak ediyorum ....

Belki beni şaşırtıp davete icabet eden çıkar diyorum ,
Veeeeeee
Yorumlarınızı dört gözle bekliyorum ...

Şimdilik kendimin ve sizlerin önerilerini paylaşmıyorum .
Sizden gelen yorumlarla beraber tekrar yayınlayacağım ki ; kim ne hazineler buldu çıkardı birlikte bakalım istiyorum .
O zaman görüşmek ümidiyle diyorum ...

Bu arada sanıyorum ilk kez bir etkinlik ve mim kendi adıma yapmış oluyorum ....
Pek heyecanlandım ....

Sevgiyle ve huzurla kalın ...

18 Ağustos 2016 Perşembe

Adanın Büyüsü

Umuda ve paylaşıma dair, mutluluk dolu bir öykü...
Adanın Büyüsü (The Magic of Belle Isle) diyor bunu ve ekliyor içinizi ısıtacak ...
2012 yılında sinemaseverlerin beğenisine sunulan filmi ben de uzun zaman önce seyrettim ...
DVD arşivlerini karıştırırken elime gelince de yüzümü gülümsetti ve belki izlenmeyen vardır dedim ...
Yayınlandığı dönemde pek fazla ses getirmese de ; benim keyifle izlediğim bir film ...
Adanın Büyüsü dram ve komedi lezzetini yakaladığım filmlerden biri ...
Hele de benim gibi sizler de bu büyük oyuncuyu çok seviyorsanız , izlemelisiniz ...
Morgan Freeman ’ın oyunculukta ne kadar usta olduğunu bir kez daha görmelisiniz …

Filmin konusu ise esasında , çok da ne kadar farklı diyeceğimiz türden değil ... Ancak dediğim gibi oyuncu bazen çok önemli bir unsur . Yaşamdaki fırsatları değerlendirmemiz için , bazen kafamızı gömdüğümüz kumdan çıkarmamız gerektiğini ve "an "ları yakalamanın önemini tekrar gözler önüne seriyor . Bu arada yazar olmak isteyenler , bence bu filme de bir göz atmalısınız ....

Morgan Freeman , tekerlekli sandalyeye mahkum ünlü bir yazarı canlandırıyor . Bizim huysuz ihtiyar Monte ; karısının ölümü ile hayata küsüyor , alkol bağımlılığı nedeniyle de yazmayı bırakıyor . Monte'den umudu kesmeyen yakını , adada tüm yazı geçirebileceği bir ev kiralıyor ve Belle Isle’a yerleştiriyor. Yazmasını umarak  daktilosunu da yanında getirse de , bizimkinin konuştuğu ve ilgilendiği tek şey alkol ... Ev ile beraber bir sorumluluğu oluyor ki ; o da evin sahibinin  köpeği ...

Monte'nin altın yıllarını adada yaşaması ....
Yeni taşındığı adada yaşadıkları ve komşuları sayesinde yavaş yavaş hayata karşı değişen bakış açısı ...
Kimbilir belki de üzeri yemeklerle donatılmış masa başında , bir aile yemeğidir onu değiştiren ...
Belki de komşunun küçük kızının hikaye yazma isteği ...
Huysuz ihtiyar ve köpek ....
Yürüme engeli bulunan yazar Monte Wildhorn hayata tutunarak tekrar yazmaya başlayacak mı dersiniz ...?

Hani şu günlerde kurduğumuz ev hayalleri var ya ; işte bu film onlardan birinde geçiyor ....
Göl manzarası eşliğinde mütevazi evlerin sıralandığı inanılmaz bir mekan ...

Film oyuncularını da belirtmeden olmaz ; Morgan Freeman, Kenan Thompson, Virginia Madsen, Emma Fuhrmann , Madeline Carroll .....

Gerçekten sıcacık , duygu yüklü bir film ....
İzleyeceklere keyifli seyirler ...

Seyredenlere sorum ; film için sizler de benim gibi mi düşünüyorsunuz ...?

Adanın Büyüsü film afişi internet alıntısıdır





15 Ağustos 2016 Pazartesi

Velhasıl

Mutlu olmak için sebep ararken düşündüm de ; bu hayat bize özel ......!
Daha ne olsun ....
Şükür etmeme aldığım nefes yeter  ....
İçimi sıkan , huzurumu bozan , beni mutsuz eden şeyleri anlayarak, farkında olmak ve hayatımdan çıkarmak da benim elimde ....
Güzel şeyler zamanla olur derler ....
Kendimi iyi hissettiğim şeylerle meşgul olmanın güzelliğini keşfetmek belki bu işin ilk adımı ...
Ya sonra ....
Peki ya sonra ne olacak ...?
Sonrası malum ....
Olduğum gibi olmaya devam edeceğim ...
Çiçeği , çocuğu , kuşu , bulutları , ağacı , denizi , yeşili , maviyi seveceğim ...
Her yol sevgiden geçmez mi ...?
Beklenen , istenen , özlenen ....
Kimi zaman bulutlar güneşi örter , beklenmedik yağmurlar yağar kimi zaman da ....
Bilirim ki ; her şeyin kendine has özelliklerini , fırsatlarını  yakalamak gerek ....
Güzeli görebilmek , yaşatabilmek ve paylaşabilmek  ....
Yitip gitmeden  anları yakalayabilmek gerek ...
Payımıza düşen zamana gülümseyerek ve severek değer katmak ...
Neşeli küçük mutluluk oyunları oynamak ...
...
Velhasıl ;
Her şeye rağmen yaşıyorum ya ...!
Var mı başka bir sebep arayan ...?

Velhasıl ; yaşıyorum .... !


Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .

26 Temmuz 2016 Salı

Tutunabilmek

Frida Kahlo 'nun Aşk ve Acı 'sında geçer şu sözler ;
 " “ İyileşmek mi ? ” dedi Frida.
Ama ben hasta değilim ki ,
Kırık döküğüm .
Aynı şey değil, anlıyor musun ?  "  "

İşte ben de Frida Kahlo gibiyim şu sıralar ;
Öylesine kırık dökük ....
Yine yeni yeniden denedikçe , kırılan parçalarımı yapıştırmaya uğraşıyorum bir gayret ....
Ama ;
İzler var ya o izler ...
Sızlıyor ...
Sızıyor .....
Birine bir şey söylemeye korkuyorum ,
Mutlu olmaya , gülmeye utanıyorum desem yeri ....
Öylesine bir gayret içindeyim ki oysa ben .....
Dayanamayacağım nokta da olsa , vazgeçmemem gerektiğini biliyorum ...
Dayanılmaz olanın ; insani özelliklerini unutan insancıklar olduğunu da fark ediyorum ....
Oysa ;
Rabbim öylesine güzellikler vermiş ki bizlere ...
Yok saymak , farkında olmamak , görememek , şükredememek çok acı ...
Her şeye ve herkese inat ; yüreğimdeki çocuk iyi olmak istiyor ...
Hem kendi için ,
Hem de kendi mutluluğu için etrafındaki her insanın , canlının mutlu olmasını yürekten diliyor ....

Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar 'ını hala okumadıysam da ,  tutunmak istiyorum umutlarıma ...
Doğaya tutunuyorum kimi zaman ....
Kimi zaman gezdiğim , gördüğüm güzellikleri fotoğraflamaya ...
Kitaplara tutunuyorum kimi zaman ...
Kimi zaman da filmlerin seyrine ...
Kitaplarda kayboluvermek istiyorum çoğu zaman ...
Şarkılarda coşmak , ağlamak ....
En çok da sevdiceklerimin koşulsuz şartsız sevgisinde sarıp sarmalanmak .....

Biliyorum ki hepimizin istediği biraz huzur , mutluluk ...
Tüm sevdiklerimizle beraberce yaşayacağımız sağlıklı günler ....
Masum çocukların güzel kalbiyle bakabilmek ve saf sevgisine sahip olabilmek .....

Silkelenmek zamanı ....
Toparlanmak , bir olmak ...
Düşeni kaldırmak ...
Yaraları sarmak ...
Güzel günlere inanmak ...
Mutluluğa doğru yol almak ...
Zaman insani değerlerimizi hatırlama zamanı ....

Gördüğünüz gibi her zamanki halim ....
Bu sefer başımda oyalı yemeni yerine şapka var .... Kuzu ve keçi gördüm mü kendimi kaybederim ....
Minnak kız kardeşim Hamsilos Tabiat Parkı hallerimi yine ölümsüzleştirmiş :)


Dip Not : O kadar uzun zaman oldu ki blog sayfama bakmayalı ... Sizleri ziyaret etmeyeli ... En çok didemikabirdelibirdolu instagram hesabımı kullanıyorum; o da kısa aralıklarla ....
En son bu sefer Didemika kendine göre enerjisini topladı başlasın dedim ve Cumalıkızık Sabah Keyfi gezi notlarımı paylaştım . Hatta bu yıl 2'ncisi düzenlenecek " Uluslararası Cumalıkızık Ahududu Festivali " nin , 16 Temmuz'da gerçekleştirileceği bilgisini ilgilenenlere hatırlatmak ve  yeniden merhaba demek istedim . Ama olamadı ... Umarım bu sefer daha sık görüşebiliriz .
Beni her şeye rağmen tek başıma bırakmayan ve destekleri ile sarmalayan güzel insanlara kucak dolusu sevgiler ....












15 Temmuz 2016 Cuma

Cumalıkızık Sabah Keyfi

Hadi Didemika gezenti hallerini merakla bekliyorum diyenler , bu paylaşım sizlere özel ...
Bu yıl 2'ncisi düzenlenecek " Uluslararası Cumalıkızık Ahududu Festivali " nin , 16 Temmuz'da gerçekleştirileceği bilgisini ilgilenenlere hatırlatmak ,
Ve gezenti notlarıma Cumalıkızık ile yeniden merhaba demek istedim .
Bu hafta sonu orada olabilmeyi isteyenler arasında ilk sıralarda olduğumu da itiraf ediyorum .
Didemikabirdelibirdolu Cumalıkızık sokaklarında gülhatmilere vurulmuşken ....

Sizlere selam vermek istedim ... Yokluğumda  bana gönül koyanlar varmış aranızda ;  gerçekten üzgünüm ... ' Ruhuma neşeyi giydirip ,...