Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2016 Salı

Minuscule & Karıncalar Vadisi

Animasyon severler , bugün sizlere biraz geç keşfettiğim Minuscule ile merhaba demek istedim .

Minuscule - La vallée des fourmis perdues  ; 2013 tarihinde vizyona giren Fransa - Belçika ortak yapımı animasyon filmi ....
2014 tarihinde ülkemizdeki sinemalarda yerini alan Kayıp Karıncalar Vadisi , tabiatta yaşayan canlıların sesleri ile özel olarak hazırlanmış belgesel tadında bir animasyon filmi ....

Film süresince herhangi bir konuşma olmaması bazen sıkıldığınızı hissetmenize yol açsa da ; animasyon filminde gerçekçi doğanın görüntülerini izlerken nasıl zaman geçti anlayamıyorsunuz ...
Birbirlerine benzemeseler de ; Wall-E de diyalog olmayan animasyon filmlerinden ...
Diyalog olmadan da  önemli mesajlar verebilen animasyonlardan biri Karıncalar Vadisi ....
Ayrıca  animasyona farklı bir açıdan bakılmış , bildiğimiz animasyonlardan da değil yani ...
Ben büyük bir keyif alarak izledim ve uğur böceği ise favorim ....

Film , genç bir çiftin doğanın koynunda huzurlu ve mutlu piknikleri ile başlıyor . Bebek bekleyen çiftimizin bebeğinin doğma sinyalleri vermesi ve apar topar pikniklerini bırakarak gitmesiyle , geriye kalanlar üzerine de ilerliyor .
Ana kahramanımız yeni doğan ve etrafı keşfetmeye çalışırken kanatlarından birini kaybeden uğur böceği .... Ve tabi ki çiftten geriye kalan yiyeceklerin ve artıkların ziyafet sofrası olarak beklediği misafirleri ; çalışkan karıncalar ile ormanın diğer canlıları ....

Yağan yağmurda kendine sığınak arayan uğur böceğimiz bir şekilde piknik ziyafet sofrasını buluyor ve oradaki filmin ana nesnesi olan şeker kutusuna gizleniyor . Şeker kutusunu keşfeden akıllı , çalışkan karıncalarımız ise inanılmaz disiplinleri ile film boyunca o kocaman kutuyu yuvalarına taşımaya çalışıyorlar . Şeker kutusunda gizlenen kanadı kırık uğur böceği ilk başlarda siyah karıncalardan korksa da aralarında ilginç bir dostluk başlıyor ve film boyunca siyah karıncalara eşlik ediyor . Siyah karınca ekibi hem disiplinli hem de azimlidir . Dağ bayır ova çayır şeker kutusunu taşırlar . Ancak karşılarına kırmızı karıncalar çıkar ve aralarında şeker kutusu çekişmesi ile beraber serüvenimiz başlar .

İnsanın doğadaki olumlu ya da olumsuz etkisinin her haliyle net olarak izlenebildiği bir animasyon filmi ....
Filmin başında piknik ziyafet sofrası ile başlayan insan dokunuşu , filmin sonlarına doğru siyah ve kırmızı karıncalar arasında yapılan savaşta da oldukça net gözlemleniyor . Kullanılan savaş malzemeleri bile insandan geriye kalanlar .... 

İzleyenlerden birinin okuduğum yorumu da , çok hoşuma gitti ; 
" ... doğayı yönlendirmeye çalışmak yerine doğanın izini sürmenin daha anlamlı olduğunu hissettiriyor. "

Yeni izleyeceklere iyi seyirler dilerken , daha önce izlemiş olanların yorumlarını da merakla bekliyorum .
Minuscule & Karıncalar Vadisi internet ortamından alınan film afişi





5 Eylül 2016 Pazartesi

İyilik Bul , İyilik Yap

 " İyilik bumerang gibidir, size döner . "  demişler ya ondan ben de size bu filmi izlemenizi önersem ; iyilik yapmış olur muyum ...?
"Pay It Forward - İyilik Bul, İyilik Yap"
Benim yüreğimdeki çocuk pek heveslendi bu işe yine ....
İyilik yapın iyilik bulun ....
Ama öncelikle yapacak iyilik bulmak gerek ...

2000 yılında vizyona giren bir film, aslında yeni değil  .... 
Aile , dram , romantik türlerinde bir film olmasına rağmen , benim için tam bir kişisel gelişim kitabı yerine geçen bir film oldu . Filmin muhteşem farklı bir konusu , inanılmaz oyunculuğu ya da bambaşka şaşırtıcı bir unsuru yok aslına bakarsanız ... Bazı sahnelerin abartılı ve yapay geldiği düşünülebilir de ... Ancak yaşam ve insanlar hakkında oldukça düşündürücü ...
Şu sıralar unuttuğumuz insani duygularımızın canlandığı bu filmin yönetmeni Mimi Leder  ...  

Filmin başı oldukça enterasan ; adamın biri daha önce hiç görmediği bir yabancıya bir jaguar hediye ediyor .... Yok yok yanlış duymadınız , aynen böyle başlayan bir film . Akıllara zarar jaguar olayı diyenler var tabi ki ...
11 yaşındaki Trevor ( Haley Joel Osment )  alkol bağımlısı annesi ( Helen Hunt ) ile beraber yaşamaktadır . Trevor'ın sorunlu bir hayatı vardır . Babası ki bu oyuncu sürpriz bir isim ( Bon Jovi ) onları terkedip gitmiştir . Aile içi şiddet uygulayan kısa bir baba rolünde izliyoruz kendisini ...
Okulda yeni rehberlik sınıfı öğretmeni olan bay Simonet ( Kevin Spacey ) , derste onlara daha önce verilen ödevlere benzemeyen bir ödev verir ; " Dünyayı değiştirecek bir fikir düşünün ve bunu hayata geçirin.  "
Trevor düşünür ve aklına bir proje gelir . Aslında o yaştaki bir çocuk için oldukça basit bir şeydir , proje değil .... Gerçekten ihtiyacı olan birisine bir iyilik yapmak , ilk adım olacaktır onun için ... Ama bunun karşılığını ödenmesi bambaşka olacaktır . İyilik yapılan kişi de ; ihtiyacı olan üç başka kişiye yardım edecektir .
Trevor iyiliklerin bu şekilde devam ederek dünyayı değiştirmesini ummaktadır .
Trevor iyilik yapmak için bir evsizi seçer ( James Cavaziel ) ve iyilikler zinciri başlar . Ama her şey Trevor'ın beklediği şekilde gelişmez . Projeyi hayata geçirirken bazı güçlüklerle karşılaşır . Çoğu zaman umudunu yitirir.

Filmin başında kendine ilginç şekilde jaguar hediye edilen kişi , bir gazetecidir ( Jay Mohr ). Gazeteci nedensiz hediyesinin araştırmasını yaparken  , Trevor'ın iyilikler zincirini takibe başlar . Aslında  " İyilik Bul , İyilik Yap "  projesi hiç de Trevor'ın düşündüğü şekilde başarısız olmamıştır . Yapılan iyiliklerin sahipleriyle , bu düşünce çok büyük bir kitleye ulaşmıştır .

Sıcacık , toz pembe görünen film şaşırtıcı bir sonla bitiyor ...  Benim filmin başından beri ilk gözüme takılan nesnenin getireceği sonucu film boyunca yüreğimde taşımam ayrı tabi ki ... Ama yine de hüsnü kuruntu yaptım diyerek farklı bir son beklemiştim .
İzleyenlerin yorumlarını merakla beklemekteyim . Ayrıca izlememiş olup da tavsiyeme uymak isteyen olursa ; keyifli seyirler ....

Biri sana iyilik yapınca, sen ona iyilik yapma... Git bir başkasına yap...  "

Pay It Forward   " İyilik Bul , İyilik Yap " Film görseli internet alıntısıdır .


18 Ağustos 2016 Perşembe

Adanın Büyüsü

Umuda ve paylaşıma dair, mutluluk dolu bir öykü...
Adanın Büyüsü (The Magic of Belle Isle) diyor bunu ve ekliyor içinizi ısıtacak ...
2012 yılında sinemaseverlerin beğenisine sunulan filmi ben de uzun zaman önce seyrettim ...
DVD arşivlerini karıştırırken elime gelince de yüzümü gülümsetti ve belki izlenmeyen vardır dedim ...
Yayınlandığı dönemde pek fazla ses getirmese de ; benim keyifle izlediğim bir film ...
Adanın Büyüsü dram ve komedi lezzetini yakaladığım filmlerden biri ...
Hele de benim gibi sizler de bu büyük oyuncuyu çok seviyorsanız , izlemelisiniz ...
Morgan Freeman ’ın oyunculukta ne kadar usta olduğunu bir kez daha görmelisiniz …

Filmin konusu ise esasında , çok da ne kadar farklı diyeceğimiz türden değil ... Ancak dediğim gibi oyuncu bazen çok önemli bir unsur . Yaşamdaki fırsatları değerlendirmemiz için , bazen kafamızı gömdüğümüz kumdan çıkarmamız gerektiğini ve "an "ları yakalamanın önemini tekrar gözler önüne seriyor . Bu arada yazar olmak isteyenler , bence bu filme de bir göz atmalısınız ....

Morgan Freeman , tekerlekli sandalyeye mahkum ünlü bir yazarı canlandırıyor . Bizim huysuz ihtiyar Monte ; karısının ölümü ile hayata küsüyor , alkol bağımlılığı nedeniyle de yazmayı bırakıyor . Monte'den umudu kesmeyen yakını , adada tüm yazı geçirebileceği bir ev kiralıyor ve Belle Isle’a yerleştiriyor. Yazmasını umarak  daktilosunu da yanında getirse de , bizimkinin konuştuğu ve ilgilendiği tek şey alkol ... Ev ile beraber bir sorumluluğu oluyor ki ; o da evin sahibinin  köpeği ...

Monte'nin altın yıllarını adada yaşaması ....
Yeni taşındığı adada yaşadıkları ve komşuları sayesinde yavaş yavaş hayata karşı değişen bakış açısı ...
Kimbilir belki de üzeri yemeklerle donatılmış masa başında , bir aile yemeğidir onu değiştiren ...
Belki de komşunun küçük kızının hikaye yazma isteği ...
Huysuz ihtiyar ve köpek ....
Yürüme engeli bulunan yazar Monte Wildhorn hayata tutunarak tekrar yazmaya başlayacak mı dersiniz ...?

Hani şu günlerde kurduğumuz ev hayalleri var ya ; işte bu film onlardan birinde geçiyor ....
Göl manzarası eşliğinde mütevazi evlerin sıralandığı inanılmaz bir mekan ...

Film oyuncularını da belirtmeden olmaz ; Morgan Freeman, Kenan Thompson, Virginia Madsen, Emma Fuhrmann , Madeline Carroll .....

Gerçekten sıcacık , duygu yüklü bir film ....
İzleyeceklere keyifli seyirler ...

Seyredenlere sorum ; film için sizler de benim gibi mi düşünüyorsunuz ...?

Adanın Büyüsü film afişi internet alıntısıdır





12 Haziran 2016 Pazar

Orijinal Cinayet(ler)

2008 yapımı suç ve gerilim filmi Orijinal Cinayet(ler)
Yaşayan efsaneler Al Pacino ve Robert De Niro aynı filmde olur da seyretmeyen bir sinemasever olur mu ...?
Peki o seyredenler filmi beğendi mi ?
Yoksa senaryosunun kötülüğünden ve gereksiz aldatmacalardan tüm suç Jon Avnet 'in diyenlerden misiniz ?
Al Pacino ve Robert De Niro filmde emekliliğe hazırlanan New York polisinde iki dedektif rolünde ... Neredeyse 30 yıldır ortak olarak çalışan iki eski dost rozetlerini teslim etmeden önce son bir iş daha alırlar .  Yasadışı yollarla suçluları öldürüp kısa şiirler bırakan bu seri katilin peşine düşerler . Tüm şiir dört satırdan ibaret ve imza niteliğinde ... Cinayetleri çözdükçe bir önceki cinayetlerle benzerlik olduğunu farkederler . Yanlış insanı yakaladıklarını düşünürler ve kendilerini sorgularlar . Yasadaki boşluklar nedeniyle suçları cezasız kalanları öldüren bir katilin izini sürmektedirler .
Merak etmeyin spoiler vermem mümkün değil ...
Tahmin edilebilir sonu , olmadık aldatmacalarla süslü püslü ,karmaşık bir senaryoda topladıkları için bilemedim ....
Ama iki dev sanatçı hepi topu kaç filmde birlikteler ki ; izlemeniz gerekli derim ...

Beyazperde.com dan alınan film görseli
The Times göre 2008'deki 100 Kötü Filmler listesine dahil edildi .

Belki iki efsaneyi aynı sahnede görmenin verdiği haz bana filmi sevdirdi ....
Belki o gün kafamı çok yormadan izleyebileceğim bir suç gerilim filmi istedi canım ...
Bilemiyorum ....
Hani puan ver deseniz düşünüyorum da ; puanı sadece efsanevi oyuncular alır benden ...

Gecenin bu saatinde sahuru bekleyenler için bir dua ;

" Yarabbi,
Hayırlar ver başımıza
İyiler çıkar karşımıza. .."

Güzelliklerle dolu , huzurlu sabahlara uyanacağımız sağlıklı  günlerimiz olsun ...

9 Haziran 2016 Perşembe

Heidi

Ailece büyük bir sabırsızlıkla beklediğimiz Heidi ...
Gerçekten annem , babam , ben , kardeşlerim ...
Yaşını başını almış kocaman insanlar ...
Heidi çizgi filminin tadını doyasıya yaşayanlar yani ...
Şimdiki çocuklara anlatmadıysanız , seyrettirip tanıştırmadıysanız ; zaten böyle bir heyecana girmelerini bekleyemezsiniz ...
Hikayeyi hepimiz biliyoruz demek istiyorum ...
İzlesem mi yoksa çizgi filminin tadı bozulur mu diye düşünmedim değil ...
İzledim izledim ...
Ama önce ilk müziğiyle , çizgisiyle benim çocukluğumun Heidi 'sini bir hatırlayalım istedim ...


22 Mayıs 2016 Pazar

Çalıntı Hayat

Şu sıralar ne seyretsem diye düşünüp , ne izleyeceğinizi bulamadıysanız bana kulak verin derim ...
Çalıntı Hayat  (The Words) izlemeyenler sözüm size , ki blog yazıyorsanız, yazmak tutkunuz ise , yazarlar , kitaplar ile de ilgiliyseniz, benim çok fazla hadi izleyin dememe gerek yok  ...
Hele hele hani şu bizim yakışıklı Bradley Cooper da başroldeyse .....
Yine bir aşk hikayesi canlandı değil mi gözünüzde ..? Oysa durum hiç de öyle değil ...
Dram , gizem ve aşkla birbirine sarmalanmış abartısız , oldukça sakin giden filmin içiçe hikayelerinde vurucu düşünceleri ve ders niteliğindeki anları yakalayabiliyorsunuz ...
Yani filmin merkezini roman , kitap , yazar oluştursa da farkında olarak ya da olmadan başkalarından çalınan hayatlar hakkında çok düşünür oluyorsunuz ...
Yazarların yaşadıklarını daha iyi düşünmeye ve kelimelerin gücünün önemine dikkat kesiliyorsunuz ...
Bazen bir iş için ne kadar uğraş verirseniz verin , kendinizi ne kadar o işe adarsanız adayın , olamayabileceği gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz ...
Film biterken yüreğimde , aklımda tarifsiz duygular , vicdanım ve film müziği ile kalakaldım ....

 " Hepimiz hayatta seçimler yaparız .
Zor olan onlarla yaşamayı bilmektir .  "
The Words İnternetten Alınan Film Görseli

13 Mayıs 2016 Cuma

Düşler Bahçesi

Duygusal mesajlar içeren bu sıcacık aile filmini seyretmeyenler tavsiyem sizlere  ...
Bir şeylere yeniden başlamayı isteyenler bir göz atmak ister misiniz ...?

Hani hep deriz ya ; bu şehrin kalabalığından yoruldum şöyle bir kırsalda yaşasam .... Bu düşleri olanlar benden yana gelin ...
Düşler Bahçesi

Başrollerini Matt Damon ve Scarlett Johannson'un paylaştığı ; Düşler Bahçesi gerçek bir ailenin hikayesinin sinemaya uyarlanmasıdır .
Araştırmacı gazeteci Benjamin Mee , beyin tümörü ile savaşan eşi ve ailesinin yaşadıklarını kitap olarak yazarak yayınlamış . Bu kitabı okumadım ama filmi seyrettim .

Filmde ; eşini kaybettikten sonra mutlu yuvasında sorunlar yaşayan baba , tek başına kalmanın yükünü taşımakta zorlanıyor . Eşinin yasını tutmak ile ergenlik çağındaki oğlunun sorunları ve minik kızının mutluluğu arasında bocalıyor .
Yaşadıkları yerden ayrılmalarının , anılardan uzaklaşmalarının çare olacağını düşünüyor . Çocuklarının mutlu olacağına inandığı ve hayallerindeki gibi bir ev bulur . Ancak şöyle bir durum söz konusudur ki ; evi satın alan arazideki iflas eden hayvanat bahçesini ve içinde terkedilmiş hayvanları da almak zorundadır. Hayvanat bahçesi yeni başlayacakları hayat için bir fırsat mıdır .... ?

Hem oyuncular hem de müzikleri olarak keyifle izlenebilecek , umut dolu bir film ....
Zorluklar karşısında yılmamayı ve dayanışmayı vurguluyor ...
Bir şeylere cesaretle yeniden başlanabileceğini hissettiriyor ....

“Bazen tek ihtiyacın, 20 saniyelik deli cesaretidir.”


Düşler Bahçesi Film Görseli İnternet Alıntı








1 Mayıs 2016 Pazar

Elmalı Kek ve Ateşböceklerinin Mezarı

Animasyon filmi sevenler ,
Elmalı kek severler ,
Film izlerken yanına ne gider diye düşünenler ,
Beni özleyenler ,
Evet evet sen !
Bu yazım sana olabilir , kimbilir bir göz at istersen .....

Hotaru No Haka & Ateşböceklerinin Mezarı  ... Bu bildiğimiz neşeli animasyon filmlerinden değil , baştan söyleyeyim . Bana da izlemelisin diyen sevgili Akela'm oldu ...
Buram buram dram kokan filmin en sarsıcı animasyonlardan biri olarak kabul edildiğini biliyordum .
İşte tam olarak bundan ötürü de öncesinde elmalı kekimi hazırladım ve mendillerimle beraber televizyonun başına kuruldum . Elmalı kek ne alaka diyenlere açıklama olursa ; hani sevdiğim bir şeyleri yerken ağlama seanslarını erteleyebilme ihtimalimi düşündüm ...

Isao Takahata 'nın yazıp , yönettiği animasyon filmi 1988 yılında yapılmış . Akiyuki Nosaka 'nın ,
2. Dünya Savaşı sırasında henüz 4 yaşındayken açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek için yazmış olduğu otobiyografik romanının uyarlaması aslında film ...

Kaba tabiriyle savaş döneminde yaşam mücadelesi veren iki çocuğun hikayesi denebilir .
Denebilir denmesine de ; savaş karşıtlığı bu kadar mı güzel anlatılabilir ?
Duygular yüreğine yüreğine bu kadar mı işler ?
Bir animasyon filmi bu kadar mı içtenlik yansıtabilir ...?
Bir insanı bir anime bu kadar mı etkiler ...?
Bu kadar mı düşündürür insanı gerçeklik ile animasyon çizgileri dünyası ...?
Ateşböceklerinin Mezarı (internet alıntı fotoğraf )

1 Nisan 2016 Cuma

Kung Fu Panda

Artık siz de öğreneceksiniz , evet itiraf ediyorum ; animasyon ve çizgi film tutkunuyum ....
Belki de çocuklardan bile daha sabırsızca bekliyor olabilirim ; animasyon serisinin yeni filmini ...
Ve beklenen gün ; vizyona 18 Mart 2016'da Kung Fu Panda 3 girdi .
İçimdeki çocuk heyyoooo çığlıkları atarak ; herkese filmi  duyurdu ....

Yıl 2008 ; yeğenim bir tanecik kuzuyla seyredeceğimiz animasyon filmi araştırırken , Kung Fu Panda ile tanıştım . Ailece sevdik ve Kung Fu hayranı şirin panda bizden biri oluverdi . O sempatik , obur , göbekli , sakar  hali ile her an Panda Po'dan bahseder olduk . Anlayacağınız Kung Fu Panda tutkusu o günlerden gelen bir sevgi ...
Kung Fu Panda 3 internetten alınan bir fotoğraf

25 Mart 2016 Cuma

Çok Pişmiş / Burnt

Bana kendimi iyi hissettirecek bir film gerek a dostlar ....
Eğlenceli , yani şöyle yormadan vakit geçirmeli ....
Derken sürekli gözüme takılan ama neden bilinmez bir türlü seyretmediğim ' Çok Pişmiş ' oltama yakalandı ....
E başrol oyuncumuz Bradley Cooper olunca .... Yok hani  “yakışıklı çocuk” diye değil canım , yanlış anladınız siz beni .... Keskin Nişancı, Felekten Bir Gece, Düzenbaz filmlerinden hatırlarsınız diye , öyle demiştim .... Heeheehheee ,  hı hı hıııııı , yemezler dediğinizi duyuyorum ama ben ....

Karizmatik bir aşçı rolünde kabul ediyorum da ; bir o kadar da geçmişi ve kendi sorunlu bir insan ...

Oyuncu kadrosu oldukça zengin filmde ; Sienna Miller, Uma Thurman, Emma Thopmson gibi isimler de yer alıyor. Ama bana göre ana karakter karizmatik şef kaplamış tüm filmi ... Hakimiyet ; “yakışıklı çocuk” ta ...  Aslına bakarsanız , Uma Thurman ve  Emma Thopmson konuk oyuncu ....

Son dönemlerde çeşitli versiyonlarda  bir çok şef hikayesi  konulu film izledik gibi ... Hatta Ratatouille ile animasyon filmindeki minik şef fareye bayılmayan var mıdır ? Bu da ,  bir yenisi ...

Filmin konusuna gel artık derseniz de ;  Adam , yani bizim “yakışıklı çocuk”  ününü kaybetmiş ve dibe vurmuş bir şeftir . Hayata yeniden dönmek ister ve bunun için çabalar . Dram ve komedi  barındıran filmde bizim yakışıklı çocuk , çok hırslı ve mükemmeliyetçi şef rolünü üstlenmiş . ....

Önemli uyarı : Film boyunca acıkma hissinizle baş etmek zorunda kalabilirsiniz .
Çok Pişmiş Film Afişi * internet alıntı

22 Mart 2016 Salı

Nefret Sekizlisi / The Hateful Eight * Quentin Tarantino Filmi *


Merhaba film sever dostlar mı yoksa sadece Tarantino filmi sever dostlar mı desem bilemedim ....
Ben hepinize tek tek şuracığa içten bir merhaba bırakıyorum ;

Yine günlerden bir gün biz kafadarlar  yani ; minnak kardeş ve birtanecik eniştem olarak film seyredelim muhabbeti içerisine girmiş idik . Uzun uzun ya şundadır ya bunda diyerek süren film seçme çabalarımız bir hayli geç bir saatte sona erdi ve Nefret Sekizlisi olarak karar verildi .
Aksiyon , macera , western ve Tarantino dedik .....

Film iç savaş sonrası inanılmaz bir kar fırtınası sırasında yol alan posta arabasıyla dağdan geçerken sığınak arayan arabacı , ödül avcısı ve tutsak ile başlıyor ... Aslında tutsak filmdeki tek kadın karakter ... Nefes kesen kar manzaraları seyrediyorsunuz . Karakterlere bir yenisi eklenirken ardından bir tane daha ... Şimdi bu yeni karakter ile daha da canlanıyor derken uyku perileri başımızda uçuşmaya başlıyor .... Ve biz kafadarlar daha fazla dayanamayıp , uykuya teslim oluyoruz .

Filmin tamamını tek başına oturup , kavrulmuş fındık eşliğinde seyretmek bendenize nasip oldu ...

Film tam da adı gibi nefret dolu sekiz kişinin nasıl olup da bir araya geldiğinin macerası aslında ...
Müthiş kar manzaralarını , ahır ve tuvaleti saymazsak tek bir mekanda gerçekleşiyor .
Film boyunca en fazla 15 - 16 kişi görüyorsunuz . Ama ana konu toplamda 8 kişi  üzerinde ...

Filmin hikaye kısmına gelecek olursak ; kar fırtınasındaki posta arabasını hatırlarsınız ...
Arabadaki yolcular ; ödül avcısı Cellat John Ruth (Kurt Russell) ve yakaladığı başına 10 bin dolarlık ödül koyulan Daisy Domergue (Jennifer Jason Leigh) kadın tutsak ...
Ödül avcısı tutsağı adalete teslim etmek için Red Rock'a gidecek ve ödül parasını alacak ... Gidecek gitmesine de yolda ilginç bir misafir var .
Başka bir ödül avcısı olan eski federasyon askeri zenci Binbaşı Marquis Warren (Samuel L.Jakson) . Buradan yola çıkarak filmde  ırkçılık konusunun da işlendiğini belirtebiliriz.
Posta arabasının yolcuları artmış ve birbirleriyle ilginç diyaloglara başlamışken ; yoldan bir kişi daha alınıyor . Red Roks kasabasının yeni şerifi olduğunu iddia eden Güneyli Chris Mannix ( Walton Goggins ) de bu zorlu yolculuğa katılıyor .
Tipi şiddetini artırınca dağ geçidindeki konaklama yeri olan Minnie s 'e sığınmaya karar verirler . Ancak vardıklarında mekanın sahibesi değil , dört yabancı onları karşılar .
Bundan sonrası  konaklama yerinde geçiyor . Birbirinden farklı karakterler , kimse kimseye güvenmiyor , nefret dolu ve vicdan yoksunu .... Aralarındaki gizli bağ ... ?


Nefret Sekizlisi

Killing Eve

  İngiliz yazar Luke Jennings'in , Codename Villanelle adlı kitaplarından uyarlanan ve BBC’nin düşük bütçe ile çektiği kaliteli yapımla...