Didemika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Didemika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2020 Cuma

Killing Eve

 İngiliz yazar Luke Jennings'in , Codename Villanelle adlı kitaplarından uyarlanan ve BBC’nin düşük bütçe ile çektiği kaliteli yapımlardan biri ...
Ödüllü dizi Nisan 2018 yılında başlamış olup , şu an üçüncü sezonu final yaptı ...
Yeni sezon 2021 yılında diye beklemekteyiz ...
İnanın sıradan bir dedektiflik dizisi gibi görünse de kesinlikle değil ...
İnanılmaz farklı bir dizi derken kesinlikle abartmıyorum ...
Türünü anlatırken bile neredeyse tüm türleri size sayabilirim ...
İzlerken sıkılmadığım gerilim , aksiyon , gizem, dram ve İngiliz mizahı ise üst seviyede; bazen kara mizah olarak bazen de komedi ...
Dizideki ana olayın birbiriyle takıntılı iki kadın arasında yaşanan kedi fare oyunu da , iki hatunun delilik sınırları da olduğunu söyleyebilirim ...
Kült haline gelen dizide feminizmle ilgili öne çıkan sahneleri görmek de mümkün olmakta ...

Dizide olaylar ana karakterlerin etrafında dönüyor ...
Çok fazla tanıdık yüz yok ama karakterler öyle güzel seçilmiş ki eminim sizlerin de seveceğiniz karakterler olacaklardır ..
Belki de diziye bağımlı olmanızı sağlayacaklar bu karakterler ...
İnanın arkadaşıma diziyi önerdiğim gibi benimki dediği karakteri takip eder hale geldi bile kendisi ...
Yapımcılar en çok Villanelle karakteri için oyuncu bulmakta zorlanmışlar ...

Eve Polastri ( Sandra Oh ) , MI5 (Military Intelligence Section 5 – İç İstihbarat Teşkilatı) masa başı görevlisi ... Görünenin aksine hem kurnaz hem zeki ... Masa başı işinden oldukça sıkılmış... Kadın suikastçilerin profillerine merak salarak bu konuda kendince ciddi çalışma yapıyor ve bunun kariyerinde önemli bir sıçrama yapabileceğine inanıyor ... Giyimine kuşamına kesinlikle dikkat etmiyor ... İş her şeyden önde ... Hatta paspal ama harika saçları var diyebilirim ... Öğretmen olan eşiyle iyi giden bir evliliği ve monoton bir yaşamı var ...
Villanelle’in zihnindekileri anlamak için yoğun bir gayretin içine düşen Eve, gitgide bunu ciddi bir takıntı haline getiriyor ...

Villanelle takma lakaplı Oksana Astankova ( Jodie Comer ) , eğlenceli, sempatik, yaptığı işten inanılmaz zevk alan psikopat bir seri katil ... Öldürürken kendine has imza olabilecek yöntemler uygulayan Rus asıllı neşeli psikopat ... Orjinal , zeki , özgüveni yüksek , umursamaz bir cani ... Şahane tasarım elbiseler giyiyor , pahalı zevkleri var ... Mesela buzdolabı kaliteli şampanyalarla dolu ... Sokakta karşılaşsanız top modellerden biri sanabilirsiniz ... Birine bir minik şaka ya da sürpriz yapmaya bile kalksa ince ayrıntılarına kadar düşünerek yine en kaliteli şekilde planlıyor ... Sevdiklerine de pahalı hediyeler verebiliyor ... Cici görünen kızımızın zevkleri kıyafetten , yiyeceğe , evden , parfüme kadar özel ve farklı ... Her an her yerde olabildiği gibi elini kolunu sallayarak istediği yere girip çıkabiliyor ...

Niko Polastri ( Owen McDonnell ) , MI5’ta görevlisi Eve’in öğretmen olan Polonya asıllı eşi ...

Bill Pargrave ( David Haig ) , MI5’ta görevlisi Eve’in amiri ..

Elena Felton ( Kirby Howell-Baptiste ) , MI5’ta görevlisi Eve’in asistanı ...

Carolyn Martens ( Fiona Shaw ) , MI6 (Military Intelligence Section 6 – Dış İstihbarat Teşkilatı) Rusya bölümü başkanı

Kenny Stowton ( Sean Delaney ) , MI6’yla çalışan eski bir hacker ve Rusya bölümü başkanının oğlu ...

Konstantin ( Kim Bodnia ) , Villanelle’nin kirli bağlantılarını ayarlıyor ve Eve'n peşinde olduğu örgütle de bağlantılı ...

MI5’ta görevli memur Eve’in, peş peşe cinayetler işleyen bir katilin peşine düşmesiyle dizi başlıyor ...
Viyana’da Rus bir politikacı inanılması güç bir suikaste kurban gider ...
MI5’ın Rusya bölümü olaya el atar ve yakından ilgilenmeye başlar ...
İtalya'da da aynı tarzda yaşanan bir suikast daha gerçekleşir ...
MI5’ta görevli memur Eve'n bu suikastlar ilgisini çeker ve yetkisi dışında bu olaylarla ilgilenmeye başlar ...
Eve’in düşüncesine göre cinayetleri bir kadın suikastçi gerçekleştirmektedir ...
MI6 görevlisi Rusya bölümü başkanı Carolyn , Eve’in kadın katiller konusundaki araştırmalarını ve takip ettiği dosyaları fark eder ...
Carolyn ,bu katili bulması için Eve'i yeni bir göreve getirir ...
Eve ve Villanelle birbirlerini takıntı haline getirir ve bu takıntı deliliğin sınırlarını zorlayarak aralarında ciddi bir duygusal bağ oluşarak aşka varan bir hale gelir ...

Dizi ülkemizde çok bilinmemekle birlikte benim gibi merakla yeni bölümlerini bekleyen müdavimleri de var ...
Ben henüz seyretmeyenler için daha fazla detaya girmek istemiyorum ...
Seyretmeyenlere iyi seyirler diliyorum ...
Yorumlarınızı bekliyorum ...


14 Mart 2020 Cumartesi

Sizlere selam vermek istedim ...

Yokluğumda  bana gönül koyanlar varmış aranızda ;  gerçekten üzgünüm ...

' Ruhuma neşeyi giydirip , her seferinde artık blog hayatıma geri döneceğim tüm enerjimle diyorum ... Her gün kafamda farklı fikirlerle .... ' sözüm artık yaşam haline dönüştü


Benimki de çocukluk işte ....
Nasıl da inanıyor insan içindeki çocuğa ...
Bahar çiçekleriyle , maviyle , yeşille , güneşle , pambuk hanım bulutlarla , deniz kokusuyla , kuşların cıvıltısıyla , umutla , mutlulukla başlayayım diyorum bir heves ...
Ancak çeşitli olur olmaz bahaneler ve nedenlerle sosyal medya başında olamıyorum ...
En çok instagram hesabım faaliyette görünüyor ama onu bile ihmal ediyorum ...

Ayrıca evet leylek sürüsünü bu yıl da hem havada hem karada  bol gördüm ve   gezilerim sık sık olsun da coşuvereyim diyorum ....

Anlayacağınız ben o kadar istesem de beceremeyenlerdenim ...

" Şunun şurasında sadece adımı biliyorsunuz .....
Ne yaşadığımı değil .... , "


Farkındasın, farkındayım, farkındasınız değil mi ..?
Ben öyle çok konuşur görünüm ama yüreğimde fırtınalar kopar da kimsenin ruhu duymaz ...
Beni bilen bilir ....
Yüreğiyle yüreğime gelen insanlar o yüzden çok özeldir ...

" Daha bir sürü şey şuramda darmadağınık." demiş ya şair, işte tam öyle durumlar ...

Yine seyahatler çekiyor içim,
Kaybolmak yurdumun güzelliğinde,
Yürekten gülmek memleketim insanlarıyla,
Umutlanarak ümitleri yeşertebilmek,
Doğanın koynunda kitap okuyabilmek,
"An " ları yakalayanlardan olabilmek ,
Yürekteki çocuğu şımartabilmek,
Mutluluk çığlıkları içinde fotoğraf çekebilmek,
Elden ele enerji verebilmek
Ve
Yaşanmışlıklarla gelecek güzel günlere inanmak ...
Değerlilerim, sevdiklerim ve sevenlerimle,
Umutlu, huzurlu , sevgi, aşk, bereket ve kahkaha dolu yarınları sağlıkla yaşamak,
Rabbimin verdiklerine şükredenlerden ve insani vasıflarını koruyanlardan olabilmek ....
Çok mu şey istiyorum ki yine ben ...?

Diyebileceğim şu ki; darısı isteyen herkesin başına olsun ....
Kimsenin gözü kalmasın aman sakın ola


Umarım artık daha sık görüşebiliriz diyerek ; yüreciğimdekileri döküverdim gidiyorum ...

Sevgiyle , sağlıcakla yaşayın ...

Kimse var mı bakayım dedim ..


Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .
https://didemikabirdelibirdolu.blogspot.com.tr

4 Eylül 2016 Pazar

Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar

Tüm insanlara yakıştığına inandığım ; gülüşüm var !
Güçlüyüm , ama yorgunum da ....
Her düşüşten sonra ayağa kalkmak için direncim de var !
Zümrüdüanka misali küllerinden yeniden doğmak benim kanımda var !
Rengarenk umutlarım ,hayallerim , gidilecek yollarım , dualarım var !
İçimden geldiğince ; gülmek ve ağlamak , kızmak ve bağırmak ,
Bir de ;
Aklımdan geçeni söylemek gibi huylarım var !
Güven duymakta zorlandığım da doğrudur.....
Bir de incinsem de incitmemeye çalışmak gibi bir yönüm olduğu ....

Sabrım , sinirim ve sınırlarım zorlanırsa ; ben benlikten çıkabilirim ....
Samimiyet yoksunu ve sürekli negatif insanlar ile yollarımız daima ayrı kalmalı ...

Ana sorunum ise ; dünyayla başetme çabalarım ne kadar iyiyse ;
Yüreğim ve mantığımla başetme konusunda oldukça başarısız kalışımdır ...

Bir sonraki adımları detaylandırmak ve kendimden çok sevdiklerimi düşünmek yorsa da beni , bunlar vazgeçemediğim hallerim ...
Oysa anlar değerli ve yarınlar ile yürekten sevenler belli değil , bunu da bilirim ...
Kimi zaman kayıplarla , can kırıklarımı toparlayamasam da  yarınlar için umutları yeşillendiririm ...

Bu yaşıma geldim , içimdeki çocuğa söz geçiremiyorum hala ...
Dışımdaki buzdan duvarlara ve kilitli kapılara inat  ;
İçimde yeterli miktarda çılgınlık taşıyan , gezenti , yaramaz bir kaçak ...

Mesela diyorum ;
Şimdi bir delilik yapsam ile başlar ....
Ve
Didemika Bir Deli Bir Dolu coşar taşar ....

Düşer , kalkar , gene düşer , yeniden kalkar , yeniden düşer ve yine yeni yeniden yaşamaya çalışırım ...
Kendime sığındığım zamanlarda ; içimdeki çocukla saklambaç ve yakalamaca oynarım ....

Yetinmesini bilmenin başarısına ,
Sevdiklerimin sağlıklı olmasının mutluluğuna ,
Şükredebilmenin ve farkında olabilmenin sağladıklarına ,
En güzel duanın , başkasının haberi olmadan edilen dua olduğuna ,
Paylaşmanın huzuruna inanlardanım ....
Didemika Bir Deli Bir Dolu Coşar Taşar



Tüm duygular , anılar ve yazılanlar kişiye özeldir ....
İzinsiz kullanımı kesinlikle yasaktır .
https://didemikabirdelibirdolu.blogspot.com.tr

26 Temmuz 2016 Salı

Tutunabilmek

Frida Kahlo 'nun Aşk ve Acı 'sında geçer şu sözler ;
 " “ İyileşmek mi ? ” dedi Frida.
Ama ben hasta değilim ki ,
Kırık döküğüm .
Aynı şey değil, anlıyor musun ?  "  "

İşte ben de Frida Kahlo gibiyim şu sıralar ;
Öylesine kırık dökük ....
Yine yeni yeniden denedikçe , kırılan parçalarımı yapıştırmaya uğraşıyorum bir gayret ....
Ama ;
İzler var ya o izler ...
Sızlıyor ...
Sızıyor .....
Birine bir şey söylemeye korkuyorum ,
Mutlu olmaya , gülmeye utanıyorum desem yeri ....
Öylesine bir gayret içindeyim ki oysa ben .....
Dayanamayacağım nokta da olsa , vazgeçmemem gerektiğini biliyorum ...
Dayanılmaz olanın ; insani özelliklerini unutan insancıklar olduğunu da fark ediyorum ....
Oysa ;
Rabbim öylesine güzellikler vermiş ki bizlere ...
Yok saymak , farkında olmamak , görememek , şükredememek çok acı ...
Her şeye ve herkese inat ; yüreğimdeki çocuk iyi olmak istiyor ...
Hem kendi için ,
Hem de kendi mutluluğu için etrafındaki her insanın , canlının mutlu olmasını yürekten diliyor ....

Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar 'ını hala okumadıysam da ,  tutunmak istiyorum umutlarıma ...
Doğaya tutunuyorum kimi zaman ....
Kimi zaman gezdiğim , gördüğüm güzellikleri fotoğraflamaya ...
Kitaplara tutunuyorum kimi zaman ...
Kimi zaman da filmlerin seyrine ...
Kitaplarda kayboluvermek istiyorum çoğu zaman ...
Şarkılarda coşmak , ağlamak ....
En çok da sevdiceklerimin koşulsuz şartsız sevgisinde sarıp sarmalanmak .....

Biliyorum ki hepimizin istediği biraz huzur , mutluluk ...
Tüm sevdiklerimizle beraberce yaşayacağımız sağlıklı günler ....
Masum çocukların güzel kalbiyle bakabilmek ve saf sevgisine sahip olabilmek .....

Silkelenmek zamanı ....
Toparlanmak , bir olmak ...
Düşeni kaldırmak ...
Yaraları sarmak ...
Güzel günlere inanmak ...
Mutluluğa doğru yol almak ...
Zaman insani değerlerimizi hatırlama zamanı ....

Gördüğünüz gibi her zamanki halim ....
Bu sefer başımda oyalı yemeni yerine şapka var .... Kuzu ve keçi gördüm mü kendimi kaybederim ....
Minnak kız kardeşim Hamsilos Tabiat Parkı hallerimi yine ölümsüzleştirmiş :)


Dip Not : O kadar uzun zaman oldu ki blog sayfama bakmayalı ... Sizleri ziyaret etmeyeli ... En çok didemikabirdelibirdolu instagram hesabımı kullanıyorum; o da kısa aralıklarla ....
En son bu sefer Didemika kendine göre enerjisini topladı başlasın dedim ve Cumalıkızık Sabah Keyfi gezi notlarımı paylaştım . Hatta bu yıl 2'ncisi düzenlenecek " Uluslararası Cumalıkızık Ahududu Festivali " nin , 16 Temmuz'da gerçekleştirileceği bilgisini ilgilenenlere hatırlatmak ve  yeniden merhaba demek istedim . Ama olamadı ... Umarım bu sefer daha sık görüşebiliriz .
Beni her şeye rağmen tek başıma bırakmayan ve destekleri ile sarmalayan güzel insanlara kucak dolusu sevgiler ....












16 Haziran 2016 Perşembe

Hikayeler , Masallar Ardındaki Çocukluğuma Bakış

Sevgili Kağıt Salıncak demiş ki ;
" Mim bizi etkileyen hikayeleri, çocukluğumuzda okuduğumuz ilk masal kitabının bizde uyandırdığı hislerin anlatılmasını içeriyor..... Didemika seni de mimledim "
Hem de tam hayatımın hikayesi , çizgi filmini anlattığım Heidi nin altına .... Şimdi ben ona kucak dolusu sevgiler göndermez miyim ...?
Ben suçsuzum baştan söyleyeyim ...
O günden beri başka ne yazsam diyorum ....
Aklıma yığınla fikir geldi de geldi ...

Bizim zamanımızdaaaaaaaaaaa .....
Diyorum evet ya ;
Bizim zamanımızda o kadar başkaydı ki her şey ...
Belki kitap , film , çizgi filmlerin azlığından kıymetli geliyordu  bizlere mi desem ... ?
Oyun oynamanın keyfini , masal anlatmanın güzelliğini yaşayabilenlerdendik ondan mı desem ... ?
Yoksa , bizim dönemdekiler kıymet bilenlerdendi mi desem ...?
Ama yok ondan da değil ...
Belki de minik mutluluk kırıntılarını biriktirip kocaman mutluluklar yaratan çocuklardık ,
Yetinmeyi biliyorduk ,
Cinsiyet , din , dil , ırk ayrımı bilmiyorduk ,
Kötü niyet , şiddet beslenme oranı düşüktü belki de ...
Vicdanlı insanların olduğu dönemden olduğumuzdan ,
Okumaya ve bilgiye ihtiyaç duyan , üşengeç olmayan , araştıran insanların bol olduğundan mı desem ...
Bilemedim ki ....
Çocukluğum ve kitaplarım ...
Fazla mı yıpranmış ...
Benim gibi ....

14 Haziran 2016 Salı

Bugün Hayalimdeki Resim

Şehrin hareketliliğine rağmen ...
Dev blokların iç içe girmiş sarmaş dolaş görüntüsüne inat ...
Betonlaşmaya , çarpık kentleşmeye rağmen ....
Sahte doğa dostu sitelerin çirkinliğine inat ....
Çocukluğumuzun bildik apartmanları ...
Yeşil bahçeli bir ev ...
Hani o tek katlı , çiçekli demir kapısından bahçesine girdiğimiz evler ....
Allah'ın büyük bir nimeti olurdu bu zamanlar için değil mi ...?
Çok fazla hayal mi kurmuş olurum ...?
İçimdeki çocuk geçmişe fazla mı özlem duymuş olur ...?
Bilemedim ....
Şu sıralar huzurlu hayallere ihtiyacım var ...
Hani çocuklara okulda hayalindeki resmi çiz derler ya ...
Güneşe , bulutlara , dağlara , evlere , çiçeklere gülen suratlar çizdiğimizden hani ....
İşte onun gibi bir şey ...
Katırtırnaklarının kokusu arasından boğazı seyretmek ...

3 Haziran 2016 Cuma

Teyze Olamamak

Beni affet bir tanecik kuzum ;
Teyze olmayı bilemedim ...
Tüm ailemden , sevdiklerimden birer parça taşıyan sana ;
Teyze gibi teyze olmayı beceremedim ...
Ben teyzesiyim diye göğsümü gerdire gerdire gezmeyi ...
Türlü şirinlikler yaparak eğlenmeyi ...
Sadece şımartmanın güzelliğini yaşamayı ...
Fotoğraf karelerinde kahkahalar atmayı ...
Seninle gezmeyi , tozmayı ...
Öpüp koklamayı ...
Sarmalayıp saklanan dişin
....
Teyze , sadece teyze olmayı beceremedim ...
Altın buklen benim minnak kardeşim ve ben ...
Beceremedik ...
Bilemedik ...
En az o da benim gibi bir teyze oldu ...
Ben teyzeliğine şahidim ki ; fazlası vardır eksiği yoktur ...

Teyzelerin biz sandık ki ;
Teyze olmak ....
O kocaman kara gözlerin açılmasıyla gün doğuyor ...
Ağzından çıkan günaydın ile yaşam başlıyor ...

Bir tanecik kuzum ;
Düdüko "  diye seslendiğinde ,
Düdüko'nun bana ilk seslenişin olduğunu ....
Okula geldiğimde resim öğretmeninin Ecenur'un ' Zürmüt teyzesi siz misiniz ...? ' demesiyle ,
Zürmüt  " ile yeni bir ada kavuştuğumu ...
Geç anladım ...
Arda'nın mutfağını seyredip Karadeniz pidesi yaptığın bir ramazan akşamı ; undaki el izin ... Bu arada piden şahane olmuştu ve Arda abin de instagramdan beğenmişti . Nasıl da sevinmiştin ....
Okulda alınan ayak izi .... Hala oda kapında asılı ....

2 Haziran 2016 Perşembe

Ecenur Kuzusu ile Teyze Olmak

Bir tanecik kuzum merhaba ;
Masalları sever ve hep Ecenur 'u anlat derdin ..
Tam bugün ;
yıllar yıllar önce o aşk başladı ...
Tam tamına bugünün sabahında ;
seninle ilk karşılaşmamız ...
Tam tamına o sabah ;
ameliyathaneden gelen ağlama çığlıklarını duyduğum gün ...
Tam o saatte bugün ;
yanımıza gelen muhteşem yaşama sevincimiz ....
Tam da işte o an ilk yakınlığımız ;
asansör kapısının açılışıyla gözyaşlarıyla koştuğum bir tanecik kuzum ...
Tam tamına o günden bu yana ;
Teyzeyim ben ...
Teyzeyiz biz ...

Dünyamıza Ecenur doğdu ;
Mevsimler , aylar , günler , anlar sadece Ecenur oldu ailemiz için ...

İlk nefes alışın , gözlerini açışın , ağlayışın , dokunuşun , gülümsemen , hıçkırışın ...
Saçın , dişin , gazın , çişin , kakan , kusman hatta ...
İlk adımın , seslenişin ....
Aklına bile gelemeyecek her detayın kaçırılmayacak kadar önemliydi bizim için ...
Her anını görmeli , yaşamalı ve bilmeliydik .....
Rabbimin mucizesi o bebek kokuna vurulmak ...
İşte tam yıllar önce bugün ;
Dualarımızı , hayatımızı ve bizi değiştiren minik Ecenur hoş geldin ...

Sana ne annenin , ne anneannenin , ne de dedenin sevgisini ve duygularını anlatabilirim ...
Seni karşılıksız sevmek , tek bildiğimiz şey oldu ....
" Bir Allah sevgisi , bir de torun sevgisi ... " dediklerinde pabucum dama atılacak sandım ...
Sanmak ne kelime tüm dünya senin etrafında döndü be çocuk ... !

Anne değilim , bilmem ki annelik nasıl bir şey ....
Ama bilirim ki ; hiçbir kelime anneliği anlatmaya yetmez !
Bir bildiğim şey de ; anne olmadan annelik duygusunu bir nebze hissettiğim ....
Canımdan can katmadım , ama varlığınla varlığımı bütünleştirdim ben çocuk ... !

Anneler hep der ya hani ; 
" Anne olduğunda anlarsın ...  "
Teyzeler de diyor ki ; 
" Teyze olduğunda anlarsın ...  "
" Yeğen demenin evlat demek olduğunu bilirsin ..."

Teyze ana yarısı olmak derler ya hani ;
Anne sevgisine en yakın olanı  ....

Teyze olmak ...
Çocuğum olsa bu kadar sever miyim ...?
Başka bir çocuğa bu duyguları hisseder miyim ...?
Sorularıyla kafası bulutlanan insan olmak ....

Senden bir başkasını , senin kadar sevemem ben çocuk ...!
Senin sevgin sana özel ...
Bana özel ...
Biz teyzelerine özel ...
Tek bildiğimiz karşılıksız sevmenin güzelliği , sende özel ...

Teyze olmak …
Daha göremeden , dokunamadan birinin sevilebilmesi ...
Teyze olmak …
Hayata gelişiyle yüreğine yerleşen muhteşem varlıkla bir yaşanması ...
Teyze olmak …
Değerlerinin değişmesi , kimse için yapmadıklarının yapılması , yüreğinden kopup gelen en güzel duyguların dillenmesi .....
Teyze olmak …
Aklına düştüğünde , şu cümleler yazılırken bile göz pınarlarının dolması ....
Teyze olmak ...
Görmediğinde , dokunamadığında kıyafetlerini koklamak , sarılarak uyumaktır ...
Teyze olmak ...
Sevgiyle bağrına basmaktır ....

Yüreğimizin ;
Can paresi ...
İlk göz ağrısı ...

" Ne kadar sevildiğini biliyor musun ...?  "
Ve her ne olursa olsun ...
Herkese ...
Her şeye rağmen ...
Doğrularınla , yanlışlarınla ...
Zaman , mekan ve uzaklık kavramı olmaksızın ...
Alınan her nefeste ...
" Ne kadar sevileceğini biliyor musun ...?  "

Seni yürekten sevenlerin iyi ki doğdun dilekleri sayılamayacak kadar çok ...
Sen , Allah'a emanet ettiğimiz ...
Varlığın için Rabbime defalarca şükür nedenimiz ...
Allah karşına güzel , iyi ve vicdanlı insanlar çıkarsın ...
Bahtın açık ,
Şansın bol ,
Sağlığın ve ağız tadın yerinde ,
Mutluluğun ve kahkahan yürekten ,
Geleceğin bereketli ve hayırlı olsun ....
Sevdiklerin ve sevenlerinle yaşayacağın ; umutlu , huzurlu , aydınlık yarınların sevgi ve aşk dolu olsun ...

Sakın unutma çocuk ,
Sen bizim  vazgeçilmez aşkımızsın ....

Bizim bir tanecik kuzu ile dolu dolu anlarımız hatıralarımız hiç bitmez ...
Devamı gelir mi gelir belki gün içinde ....
Teyze olmak ve olamamakla ilgili ....
Ecenur bir tanecik kuzu nice mutlu yılların olsun

Yazılar , sözcükler , duygular , anılar kişiye ve yazara özeldir . Kullanım hakkı saklıdır . İzinsiz kullanılamaz ....



15 Şubat 2016 Pazartesi

Kaçıranlara İzlenesi " The Mentalist "

Benim kimilerine göre kusur sayılan ama kendimce özelliklerimden biri ; modayı yakından takip etmemem ... Bu özelliğim sadece moda ile sınırlı değil ne yazık ki ... Yeni kitaplar , filmler , diziler vb gibi devam ediyor . Özellikle yaptığım bir durum söz konusu olmamakla birlikte tüm yorumlar bittikten sonra etki altında kalmadan tadını çıkarma belki ... Tam durumumu henüz keşfedememekle beraber ; hal ve tavırlarım hakkında bir bilgi aktarayım dedim ... Yani durduk yerde size sandıktan eskilerden  bir şeyler çıkarıp sunabilirim ; belki daha önce kaçıranlar benden yakalar belli mi olur ...

Belki bazınıza göre çok şey kaçırmış olabilirim ; ama iyi ki öyle yapıyorsun diyen de var ... Bu durum her zaman böyle değil ama bu ayrı bir konu .... Kimi zaman bir bakmışsınız ilk benden duymuşsunuz ; kimyam değişiyor sanırım ... Mesela Issız Adam ilk çıktığında çok gitmek istedim. Ama bir türlü o sıralar ilk haftalara denk getiremedim iş yoğunluğundan ... Sonra o kadar çok yorum yapıldı ki ; ben bu filmi etki altında seyredemem dedim. Çok aktif bir twitter kullanıcısı olmamakla birlikte bir gün  ' Issız Adam seyretmeyen tek kişi benim sanırım .. ' diye bir tweet atmış bulundum . Bir arkadaşım daha piyasaya bile sürülmeyen , henüz daha sosyal medyada konuşulma aşamasında olan ' İncir Reçeli ' seyretmelisin tavsiyesinde bulundu . Bir de sırtımı sıvazladı ; iyi ki izlememişim ... Ta taaaaaaammmm bendeniz ilk İncir Reçeli izleyip tabiri caizse hönkürerek ağlayanların başında oldum . Bu işe kendim de şaştım , o da ayrı bir konu ... Merak eden olur mu bilmem ama ; Issız Adam , Benjamin Button Hikayesi vb hala seyretmedim .

Yine yıllar evvel inanılmaz yoğun bir çalışma tempom vardı . Yemekleri bile çalışma masasında yediğim , geceleri eve dönebildiğim türden ... Birden kaç yaşındayım bari şu dans hayalimi gerçekleştireyim dedim ve bir kursa yazıldım . ( Bu da ayrı bir konu belki bir ara paylaşırız. ) Beyoğlunda Akademi İstanbul Salon Dansları öğrencileri arasına katıldım . Sanırım erken gittim o gün bilmiyorum , ayaklarım Robinson Kitabevi'e gitti . İlk kez girdiğim kitabevine adeta aşık oldum . Kendimi ne kadar zaman kaybettim bilmiyorum ; ayıldığımda elimde Christian Jacq  Ramses vardı . Babam ve kardeşlerimle  bizim için Mısır özel olduğundan herhalde , kitabı aldığım gibi çıktım . Soluksuz okudum ve devamını bir aydan fazla her kitabevinde aradım ; bulamadım . İnternetten araştırma yaptım ki ne göreyim ; kitap yeni çıkanlarda inanılmaz ses yapmış ve ikinci kitabın çıkmasına daha çok varmış . İnanamadım ; kitabımı kendim keşfetmiştim . Kitabı çok daha önce aldığımdan ilk ben okudum gibi oldu ....

Anlayacağınız ilginç bir karakter sahibi bir arkadaşınız olarak karşınızdayım ....

The Mentalist

Killing Eve

  İngiliz yazar Luke Jennings'in , Codename Villanelle adlı kitaplarından uyarlanan ve BBC’nin düşük bütçe ile çektiği kaliteli yapımla...