30 Mayıs 2016 Pazartesi

Bir Geyşanın Anıları

Bir Geyşanın Anıları kitabını okuduğumda anlatamayacağım kadar çok etkilendiğimi itiraf ederek konuya başlasam olur mu ...?
Belki  birinci şahsın ağzından ve gözünden anlatıldığı için gerçek sandım ...
Belki geyşaların farklı dünyalarının kapılarını aralamak bende heyecan yarattı ....
Belki de üslup idi beni büyüleyen ...

Sayuri işte öyküm böyle başlıyor der ;
" Küçük balıkçı köyümüz Yoroido ’da “Sarsak Ev” adını verdiğim kulübede yaşıyordum. Kulübe ,  okyanustan gelen rüzgârın her zaman estiği kayalığın yakınındaydı . Çocukken bana okyanus , çok kötü soğuk algınlığına yakalanmış gibi gelirdi , çünkü hiç durmadan tıksırır ve feci bir şekilde hapşırır gibiydi . Rüzgar denizden muazzam serpintiler getiriyordu . Ben küçük evimizin , okyanusun yüzüne yüzüne hapşırmasından huylanıp rüzgarın yolundan çekilebilmek için arkaya yaslandığına karar verdim . Eğer babam , bir gemi enkazından bir kalas alıp saçak altına yerleştirmeseydi evimiz yıkılabilirdi . Bu da eve değneğine yaslanmış sarhoş bir ihtiyar görüntüsü veriyordu . " syf 13


Bir geyşanın gelebileceği en iyi seviyeye gelse bile kendi hayatı hakkında söz sahibi olamaması , giyeceği kimononun bile başkaları tarafından seçilmesi ....
Bir kelebek kadar narin görünen geyşaların duygularını göstermeden güçlü olmaya çalışması ...
Büyüleyici , kırılgan , masalsı duran gizemlerle dolu yaşamlar ...
Olgun bir kadın olan Sayuri 'nin anlatımıyla ; küçücük kız çocuğu zamanlarını , genç kızlığını , çırak geyşa halini ve yetişkin geyşa oluşunu dinliyoruz ...
Japonya'daki bir köydeki evinden alınan sıradan bir köylü kızının masalsı geyşa olması ....
Okurken Sayuri ile birlikte yaşamış gibi olduğum için bir geyşanın yaşadığı hayat gerçekten de masalsı mı ,  ondan da emin bile değilim ...
Belki bu masalsı duruş yaşamlarının kısıtlamalarla örülü ve gizli hayatlar oluşundan ....
" Babamın yüzü kırışıklıklarla doluydu ve her kırışığa bir sorunu yerleştirmişti, öyle ki , artık bu yüz onun yüzü değildi de , her dalında bir kuş bulunduran ağaç gibiydi .  " syf 14
Bir Geyşanın Anıları

27 Mayıs 2016 Cuma

Kahve Keyfine Buyrun

Kahvenizi nasıl alırsınız ?
Yaşam telaşımızdan güzel şeyleri kaçırabiliyoruz çoğu zaman ...
 " An  "ları yakalamayı ...
Soluklanmayı ...
Şükretmeyi ...
Gözlerimizi kapatmayı ....
Dinlemeyi ...
Merhaba demeyi ...
Hatır sormayı ...
Dokunmayı ...
Sarılmayı ...
Dost sohbetlerini ...
Kitap kokusunu ....
Koşmaya bir dur demeyi ...
Sevdiklerimiz için zaman yaratmayı ...
Sesimizle de olsa hasret gidermeyi ...
Kelimelerimizin gücüyle yaraları sarmayı , sarmalanmayı ...
Göz göze bakmanın ve susmanın güzelliğini ...
Yürekten gelen kahkahaların yaydığı enerjiyi ...
Doğanın kucağında mutlu olmayı ...

Alışmışız ;
Unutmuşuz ;
Ustalaşmışız ;
Şartlandırılmışız ;
Günleri olduğu kadar deyip telaş içinde kurtarmaya .....
Yüreğimizdeki çocuğu hep eksik bırakmaya ...
Yorgunluğa , trafiğe , yüksek seslere , hasretlere , sanal ortamlara , otomatik söylemlere ...
Hayatı hep yarınlara ertelemeye .....

Bu hafta sonu bir değişiklik yapın ;
Zaman , sizin ve sevdiklerinizin olsun ....
Koşmaca , telaş ve yarım yamalak yaşamaktan uzak ...
Sadece size ait ....
Plansız ....
Heybelerinizi alın ve doğa yürüyüşlerine çıkın mesela ....
Bakınız benim son gezi yazılarım gibi mesela tık tık ;
Kırklareli Keşfi
Kıyıköy , Kastro ve Tekirdağ Üçlemesi

Kahvenin iyileştirici etkisini , kendi kadar koyu sohbetini ve kırk yıl hatırını unutmadım
Ve
Ben sizlere kahvemi hazırladım ...
Sohbete mi başlayalım yoksa bir müzik açıp kendimizi mi dinleyelim ...?
Bu arada kahve bahane biliyorsunuz değil mi ...?
Kahve Keyfine Buyrun
Bir Kolombiya sözü der ki ;
'' Kahveyi gece kadar siyah, cehennem kadar sıcak ve kadın kadar tatlı içeceksin ''

Yoğunluğumdan ancak görebildim ve yazabildim ; Biz Kimiz Kadınız sevgili Kadriye haftanın blog seçiminde bana da yer vermiş sağolsun ... (Kadriye'nin blog için linke tıklamanız yeterli biliyorsunuz .... )
 " Didemika: Onun blogunun sloganı "Didemika bir deli, bir dolu" Sloganı gibi pozitif bir blog. Herşeyden yazıyor kendisi ama ben en çok pozitif tarzına bayılıyorum. Okuduğu kitapları anlatışını okumalısınız, aslında filmleri de çok güzel anlatıyor, seveceğinize eminim.   "

E tabi bendeniz biliyorsunuz anında şımarırım , keyiflenirim .
Tekrar teşekkür ediyorum Kadriye'me ...
İyi ki varsınız hepiniz de ...

Umarım hafta sonu hepimiz için çok verimli yaşanır ...
Sevgiyle kalın ...

''Günaydın
ve olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.''

The Truman Show





24 Mayıs 2016 Salı

Kırklareli Keşfi

Bugün konum ; deyim yerindeyse doğa ile yaşadığım aşk ....
İşte o anlardan , yüreğimde kalanlardan ....
Beklediğiniz Trakya gezelim görelim ekibinden sizlere ...
Didemika  ile Kırklareli Keşfi
Yine bir gün ; akşam vakti anneler gününü bahane ettik ve hadi sabaha Kırklareli dolaylarını keşfe gidelim dedik .....
Gezi zamanımız anladığınız  üzere 2016 Mayıs ayı ...
Kim kim derseniz ; hepi topu bizim gezenti  ekibi yani ...
Ben , minnak kardeş , bizim tontiler ve tabi ki gezinin kaptanı bir tanecik eniştem ...
Bütün mahalle demeyeyim yani , o kadar da değil ....
Hoş benimle gezmek isteyenleri unuttum sanmayın , aklımdasınız ....
Yanıbaşımda birlikteyiz gezerken ....
Yine ortaya atılan bir fikir ve yine plan yok ...
Sabah ola hayrola denir ve güzel rüyalara dalınır ....
Kuşluk vakti düştük yollara ...
Yuppi heyyo sevinç çığlıkları arasında uyku mahmuru bizler , doluştuk arabaya ...
Trakya Memleketlim
E bizim kaptanın mekanları bu bölgeler ya gönül rahat ...
Kaybolalım , yeni keşifler yapalım ..
Lay lay looommm
Heybemizde piknik için bol malzeme ....
Yumy yumyyy
İş kalıyor gönlümüze göre yerler seçmeye ....
Benim kafamda deli sorular yine ;  " Şirinleri de görebilir miyim .... ?  "
Uppsss ....
Konu ben olunca tabi bu soru da sorulabilir hiç yadırgamayınız ....
Ama kafamdaki esas sorular başka ....
Bol fotoğraf çekebilecek miyim , telefonun hafızası yetecek mi , şarj aletleri tüm günü kurtaracak mı , çimlerde yuvarlanabilir miyim , kuzularla keçilerle sarmaş dolaş olabilir miyim ........
Hazır konu gelmişken ; telefon neredeyse hiç çekmiyor . Bu bizimle ilgili esasında ; bölge genelinde hep anayollardan çıkıp doğanın koynunda gezdiğimizden  telefonu fotoğraf çekimi dışında kullanmak pek nasip olmuyor .
Biliyorum yine gezinin etkisine kaptırdım ve kendimi kaybettim ....
Başlıyorum ; yanaşın bir hele ....
Trakya Davet Ediyor
Bölge huzur dolu ev sahibi gibi ; toprak yolları , gökyüzünü delip geçecek gibi duran devasa ağaçları , kuş sesleri , ara sıra ortasında kaldığınız su birikintileri , yeşil çayırları , orman gülleri , kendine özgü bitki türleri , yabani hayvanları ile biz misafirlerini bekliyor .
Bu kadar davetkar Trakya olur da bizler durur muyuz ...?

22 Mayıs 2016 Pazar

Çalıntı Hayat

Şu sıralar ne seyretsem diye düşünüp , ne izleyeceğinizi bulamadıysanız bana kulak verin derim ...
Çalıntı Hayat  (The Words) izlemeyenler sözüm size , ki blog yazıyorsanız, yazmak tutkunuz ise , yazarlar , kitaplar ile de ilgiliyseniz, benim çok fazla hadi izleyin dememe gerek yok  ...
Hele hele hani şu bizim yakışıklı Bradley Cooper da başroldeyse .....
Yine bir aşk hikayesi canlandı değil mi gözünüzde ..? Oysa durum hiç de öyle değil ...
Dram , gizem ve aşkla birbirine sarmalanmış abartısız , oldukça sakin giden filmin içiçe hikayelerinde vurucu düşünceleri ve ders niteliğindeki anları yakalayabiliyorsunuz ...
Yani filmin merkezini roman , kitap , yazar oluştursa da farkında olarak ya da olmadan başkalarından çalınan hayatlar hakkında çok düşünür oluyorsunuz ...
Yazarların yaşadıklarını daha iyi düşünmeye ve kelimelerin gücünün önemine dikkat kesiliyorsunuz ...
Bazen bir iş için ne kadar uğraş verirseniz verin , kendinizi ne kadar o işe adarsanız adayın , olamayabileceği gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz ...
Film biterken yüreğimde , aklımda tarifsiz duygular , vicdanım ve film müziği ile kalakaldım ....

 " Hepimiz hayatta seçimler yaparız .
Zor olan onlarla yaşamayı bilmektir .  "
The Words İnternetten Alınan Film Görseli

21 Mayıs 2016 Cumartesi

Ben Geldim


Ben geldim ....
Geldim geldim huuuu komşular ....
Yine karabatak olduğum bir dönemdeyim ama işte geldim burdayım ....
Hemen çalışmalara başlayayım dedim kimler neler yapmış bakayım ...
İlk kez bir çekilişten Bir Handan'cığımdan süper bir hatıra yıldönümü kitabı kazanmışım en şahanesinden ....
Ve bir de ne göreyim ; keçileri kaçıran gezenti olarak gazetelere çıkmışım yetmemiş bir de  manşetten .....
Blogluyoruz #8

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Doğa Tarihi

Okuduğum farklı bir distopya tarzındaki kitabı sizlerle paylaşmak isterim .

' Doğa Tarihi '  kitabının kadın kahramanı 35 yaşındaki Doğa , yabancı isimli sitede yaşayan , cipi olan ,  plazada çalışan , Avm 'lerin baş müdavimi , statü olmazsa olmazı olan ve sosyal medyadaki beğen tuşunun istatistiğine takılı kalan insanlardan biri ...
İşine öyle düşkün ki ; cep telefonundan iş ile ilgili maillerini kaçırmadan takip ederek yorumlarda bulunarak iyi bir çalışan olduğunun ispatı içinde ...
Gerçek hayatına dair duyguları yok olmuş sanki bir tiyatro sahnesinde rolü biçilmiş ve yapması gerekenleri belirlenmiş baş aktrist gibi ....

Kitabın başlarında Doğa'nın tek derdi göğüslerinin belirlenen ideal ölçülere göre küçük olması .... İdeal olunca iş yaşamında bile bir adım öne geçeceğini düşünüyor ... (Hayallerinin büyüklüğüne bakınız ....)
Genel bir kimlik karmaşası , iş yerindeki rekabetler derken aşk hayatındaki tatminsizlikler de eklenince kendi yarattığı hayali dünyasında delirme belirtileri göstermeye başlar ... Zayıflama ile ilgili takıntısı delirme sürecini iyice çıkmaza sokar ... 

Doğa Tarihi

13 Mayıs 2016 Cuma

Düşler Bahçesi

Duygusal mesajlar içeren bu sıcacık aile filmini seyretmeyenler tavsiyem sizlere  ...
Bir şeylere yeniden başlamayı isteyenler bir göz atmak ister misiniz ...?

Hani hep deriz ya ; bu şehrin kalabalığından yoruldum şöyle bir kırsalda yaşasam .... Bu düşleri olanlar benden yana gelin ...
Düşler Bahçesi

Başrollerini Matt Damon ve Scarlett Johannson'un paylaştığı ; Düşler Bahçesi gerçek bir ailenin hikayesinin sinemaya uyarlanmasıdır .
Araştırmacı gazeteci Benjamin Mee , beyin tümörü ile savaşan eşi ve ailesinin yaşadıklarını kitap olarak yazarak yayınlamış . Bu kitabı okumadım ama filmi seyrettim .

Filmde ; eşini kaybettikten sonra mutlu yuvasında sorunlar yaşayan baba , tek başına kalmanın yükünü taşımakta zorlanıyor . Eşinin yasını tutmak ile ergenlik çağındaki oğlunun sorunları ve minik kızının mutluluğu arasında bocalıyor .
Yaşadıkları yerden ayrılmalarının , anılardan uzaklaşmalarının çare olacağını düşünüyor . Çocuklarının mutlu olacağına inandığı ve hayallerindeki gibi bir ev bulur . Ancak şöyle bir durum söz konusudur ki ; evi satın alan arazideki iflas eden hayvanat bahçesini ve içinde terkedilmiş hayvanları da almak zorundadır. Hayvanat bahçesi yeni başlayacakları hayat için bir fırsat mıdır .... ?

Hem oyuncular hem de müzikleri olarak keyifle izlenebilecek , umut dolu bir film ....
Zorluklar karşısında yılmamayı ve dayanışmayı vurguluyor ...
Bir şeylere cesaretle yeniden başlanabileceğini hissettiriyor ....

“Bazen tek ihtiyacın, 20 saniyelik deli cesaretidir.”


Düşler Bahçesi Film Görseli İnternet Alıntı








12 Mayıs 2016 Perşembe

Kıyıköy , Kastro ve Tekirdağ Üçlemesi

Gezelim görelim ekibi misali toplanın hele dostlar ;
Uzun zamandır dillendiremediğim cennet köşelerinden yaşadıklarım , gördüklerim ve cep telefon çekimi görüntülerim var .....
Trakya bölgesi ....
Bu kadar yakın olmasına karşın bir türlü keşfedemediğimiz saklı bir cennet ...
Mavi ile yeşilin masalsı buluşması ve etrafınızı saran Türk bayrağı ile Atatürk fotoğrafları ...
Gözüm , gönlüm , ruhum ve umutlarım için ....
Oksijen , enerji , huzur ve mutluluk depolamak için .....
Hele de havada pambuk bulut hanımlar var ise ....
Daha ne olsun ....
Değmeyin benim keyfime ...
Trakya'nın Gelinleri

10 Mayıs 2016 Salı

Kadının İnce Çizgileri


Merhaba ;
İyi olduğunuzu temenni ediyorum ve sevgilerimi konuya girmeden hemen önce şuracığa bırakıyorum ... Hani belki özleyenler olur mu olur diyerek ... Sevginize , ilginize ve arkadaşlığınıza güvenerek ....

İnternet yokluğu döneminde bir günde bitirdiğim bir kişisel gelişim kitabını görüşlerinize sunuyorum .... Benim çok fazla kişisel eğitim kitabı sever biri olduğum söylenemez . Hep bunu okuyayım derim ; alırım ama kalır ... Çok ilginç ki bu kitabı okudum . Kişisel eğitim kitabı bana kalırsa pek yoruma açık bir şey değil ... Çünkü kişiye göre değişiyor kanımca ....

Kişisel eğitim yelpazesinin ne kadar geniş ve kar getiren bir pazar olduğu bir gerçek ...  Yaşam koçları , seminerler , kitaplar derken gittikçe büyüyor ve gelişiyor ... Ben beceremesem de bir çok kişi kişisel eğitim kitaplarını takip ediyor , okuyor ve yararlanıyor . Nasıl olduğunu açıkçası sıralayamadığım bir çok sebeple ... Kim bilir , belki de ne kadar özel olduğumuzu bilsek de farklı bir ağız iyi geliyor bizlere ... Zorluklarla başederken motive olmak belki de ... Ya da bir başkasının başarısını okuyarak yol bulmak ... Bilemedim ... Çok neden sayılabilir .
Ben lafı çok uzatmadan ; Gamze Sağıroğlu kaleminden "Kadının İnce Çizgileri" alıntılarımı aktarayım isterim .

" Yaşamın bizler için verdiği karar ne olursa olun bizler kendi hayallerimiz için yaşamla işbirliği yapmadıkça hiçbir hayal gerçek olamaz . Emek ve istek birleştiğinde , yaratımın güzelliği , hayallerin gerçekliğine kapıyı açar …   "
Kadının İnce Çizgileri

6 Mayıs 2016 Cuma

Martı Jonathan & Hıdırellez Bereketi

Merhaba ;
Hafta sonu öncesinde sizlerle Martı Jonathan Livingston hakkında konuşmak istiyorum ; gününüze ve sohbetinize beni kabul eder misiniz ....?
Dün yayınlamış olduğum mimde bazı arkadaşlarımın henüz okumadığını gördüm . Amacım yermek ya da kınamak değil ... Tamamıyle kendisini bulabileceklerini düşündüğüm kişilerin okumasını bir an önce sağlamak ... Kendimce kabul buyurursanız dost tavsiyesi benimkisi ....
İnanın kütüphaneden kitabı çıkardım ve doğru hatırlayıp hatırlamadığımı anlamak için şöyle bir göz gezdirdim ... Kitabın içi yer yer martı resimleriyle süslü ve kısacık ... Elimdekine bakıyorum ; 96 sayfa ....
Kalıbı küçük içeriği bir o kadar büyük ... Tekrar okuyup öyle yazmak niyetindeydim , olamadı ...  İyi ki de okumadım ; yoksa o aşkla kitabı yazar bitirirdim herhalde ...

Hafta sonu bir saatinizi bile almayacak bu hikaye , süzülüp gidecek ....
Rüzgara karşı Martı Jonathan Livingston'a el sallar bulacaksınız kendinizi ...
Martı Jonathan Livingston'la kanatlarınıza umut ve inancı yükler ;
' Özgürlük , özgürlük ' çığlılarına eşlik edersiniz belki de ....

Çok detaya girmemek adına tanıtım bültenini paylaşmak istiyorum ;
 " Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.
Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.  "

 " Hepimizin içinde yaşayan gerçek Martı Jonathan 'a  "
diye başlıyor ilk sayfamız ....
Bir martının kendi sınırlarını aşarak nasıl yüksekten uçtuğunun hikayesi anlatılıyor . Sıradanlığı ve sürüye uymayı kabul etmeyen sıradışı Martı Jonathan Livingston ....
 " En yüksek uçan martı, en uzağı görendir.  "
Martı Jonathan Livingston

5 Mayıs 2016 Perşembe

MİM & YAK - YENİDEN YAZ - TEKRAR OKU


Sevgili Belle'nin Kütüphanesi ilk mim için beni davet etmişti ancak bir türlü zamanım olmamıştı derken  ardından  Kahve Molası da mimledi .... Mahcubum geç oldu ...
Blog dostlarına beni mime dahil edip , unutmadıkları için  çok teşekkür ediyorum ... İsimlerine tıklayarak onların bloglarına da bakabilirsiniz .
P.S:  Bu benim için çok zor olacak gibi görünüyor.
Söz konusu kitaplar olunca bende akan sular duruyor . Tabi ki kitap blogger arkadaşlarım kadar olmasam da kendimce fazla hassas noktalarım var . Tamam tamam huysuzluklarım var işte .... Mesela ;
Kitap ucu kıvrık olamayacak ,
Kitap katlanmayacak ,
Kitap satın alırken indirim etiketleri üzerinde olmayacak ,
Kitaptaki herhangi bir yemek veya her türlü içecek lekesi bana çığlık attırabilir ,
.......... devam eder .
Okurken yolda , deniz kenarında vs zarar görmesin diye poşetlerde gezdiririm o derece ...
Hatta çocukken babamın birinci basım kıymetli dediği kitaplar da dahil hepsini okul kitaplarım gibi şeffaf jelatinle kaplardım ... Bugün kitaplığa bakarken gülüyordum ki aklıma mim geldi ...
Niye mi anlattım bunları ; günlerdir hangisini yakarım , hangisini yeniden yaz derim diye mızmızlanıp duruyorum da ondan ...
Kıyamıyorum ki ...
Ben o kitaptan nefret ettim desem bile sadece bana hitap etmiyor , o kadar yani biliyorum ...
' Ben sevmedim .Ama o kitap emek verilerek yazıldı . ' diye içsel çatışmam var .... Sanırsın hepsi gerçekten yakılacak , çizilecek ...
İlk mim ; hepsi bundan ötürü .....
Ve hepsine sonsuz saygılarımı sunarak ; mim kurallarını tekrar belirtelim :

Kurallar şöyle:
Okumuş olduğunuz kitaplardan üç tanesini rastgele seçin.
Bunlardan birini yakmayı, birini yeniden yazmayı, birini de tekrar okumayı tercih edin.
Bunu (en az) üç tur tekrarlayın.

4 Mayıs 2016 Çarşamba

" Hızır uğrasın "

Hıdırellez için geri sayım başlasın .....
05 Mayıs 2016 perşembe günü  Hıdırellez
Gül ağacına asılacak dilekler  kırmızı kurdalelere bağlandı ve hazırlandı mı ...?
Geçmişten günümüze gelen Hıdırellez geleneklerinden bildiklerini bana kimler anlatır ...?

Mevsimlik bayramlarımızdan biri de  ;  Mayıs ayında kutladığımız " Hıdırellez Bayramı  " .
Her yöreye , kültüre ve inanışa göre değişen türlü türlü hazırlıklar yaparız değil mi ?
Üst baş temizlenir , evler temizlenir , yiyecek ve içecekler hazırlanır , dualar okunur , dilekler dilenir birlikte topluca yemekler yenilir , kınalar yakılır ...
Aç kişiler doyurulur , üzüntüsü olana yardım edilir , dargınlar barıştırılır  ....
Nevruzda nasıl ateşten atlamak adetten sayılırsa , Hıdırellez zamanı salıncakta sallanmak da o derece önemlidir . " Derdim aşağı , kendim yukarı  " .... Tüm yılın sağlıklı geçeceği düşünülür ... Sallandıkça dertleri atarsın derler ...
Güllerle donansın Hıdırellez

3 Mayıs 2016 Salı

Dualarınıza Dikkat Edin, Gerçekleşebilirler

Güne özel paylaşımdır !
Baby Muu çekilişi için instagramda  hangi fotoğraf paylaşılacak diyenlere altta tekrar bilgi ,
Ve
Tüm İslam aleminin yüreklerinin bir attığı ve dualarda buluştuğu özel Miraç Gecesi ,
adına paylaşım yapmak istedim .

Mutlaka içimizde farklı dine mensup arkadaşlarımız vardır .
Ben  din , ırk , dil gibi farkları gözetmeden birbirinin inancına , haklarına saygılı olmamız gerektiği öğretilerek büyütülen Türk milletinin çocuklarından biriyim .
Aile dostlarımız farklı dine mensup olsalar da bir çok Müslüman kişiden önce gelip bayramımızı kutlamıştır . Çocuklarına nazar duası okutmuştur . Bunları hep tekrarlarım . Böyle bir milletiz çünkü ... İç içe ve bir ...!
Önemli olan Rabbim bizi yolundan şaşırtmasın ve insani vasıflarımızı korusun derim ...
Hepimizin birbirimizin desteğine ihtiyacı olduğu bu dönemde huzurlu , aydınlık ve barış içinde yaşamayı diliyorum .


Dualarla gönüllerin birleştiği bu hayırlı gecemiz sevapla dolsun.
Derler ki ; en hayırlı dua bir başkası için ettiğin duadır .
Umudumuz dostların, sevenlerin hediyesi. ...
Her şeyin başı sağlık , mutluluk ve huzur dolu hayallerimizin hayırlısı ile kabul olmasını yürekten dilerim.
Miraç Kandilli mübarek olsun.

Emerson'un bir sözü var hani ;

“ Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilirler. ”
bir hatırlayalım dedim ....

Ve sevdiğim bir alıntıyı yine eklemek isterim ; kimin olduğunu bilmiyorum ama gönlüne sağlık...

" Ey duam 
Uç şimdi avuçlarımdan
Eğer derdi olan varsa dermanı için
Hasta olan varsa şifası için
Sıkıntısı olan varsa ferahlığı için
Dua'sı olan varsa kabulü için
Tövbesi olan varsa affı için
Borcu olan varsa ödemesi için
Düşkünü varsa kalkması için
Hayra niyeti varsa amel etmesi için
Sevdiği varsa kavuşması için
Hadi uç duâm şu mübarek gün için
Çalınmadık kalp bırakma 
Herkesin duasını kabul etsin Rabbim "
Dualarınıza dikkat edin, gerçekleşebilirler

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Baby Muu ve “Mutluluk Anları” Tasarlamak

Bugün sizlere bir tanıtımım var toplanın hele bir ;
Dostlar ,
Anneler ve anne adayları ,
Teyzeler , halalar , dayılar , amcalar herkesler gelsin ,
En çok da torun aşkı olan büyükler ,
Komşular ,
Değişiklik sevenler ,
Özel anları farkına yaraşır yaşamak isteyenler ,
Özel olmak isteyenler ,
Parmaklar havaya ben beeen diyenler ,
Gözler dikkatle buraya lütfen ...
Ben keşfettim , sevdim ve paylaşmazsam ayıp ederim diye düşündüm ....

Çünkü bu siteye bakmak için amaçları yeterli ;

 " Baby Muu’da başlıca işimiz “mutluluk anları” tasarlamak...  "

Baby Muu Bez Pastalar Görseli

1 Mayıs 2016 Pazar

Elmalı Kek ve Ateşböceklerinin Mezarı

Animasyon filmi sevenler ,
Elmalı kek severler ,
Film izlerken yanına ne gider diye düşünenler ,
Beni özleyenler ,
Evet evet sen !
Bu yazım sana olabilir , kimbilir bir göz at istersen .....

Hotaru No Haka & Ateşböceklerinin Mezarı  ... Bu bildiğimiz neşeli animasyon filmlerinden değil , baştan söyleyeyim . Bana da izlemelisin diyen sevgili Akela'm oldu ...
Buram buram dram kokan filmin en sarsıcı animasyonlardan biri olarak kabul edildiğini biliyordum .
İşte tam olarak bundan ötürü de öncesinde elmalı kekimi hazırladım ve mendillerimle beraber televizyonun başına kuruldum . Elmalı kek ne alaka diyenlere açıklama olursa ; hani sevdiğim bir şeyleri yerken ağlama seanslarını erteleyebilme ihtimalimi düşündüm ...

Isao Takahata 'nın yazıp , yönettiği animasyon filmi 1988 yılında yapılmış . Akiyuki Nosaka 'nın ,
2. Dünya Savaşı sırasında henüz 4 yaşındayken açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek için yazmış olduğu otobiyografik romanının uyarlaması aslında film ...

Kaba tabiriyle savaş döneminde yaşam mücadelesi veren iki çocuğun hikayesi denebilir .
Denebilir denmesine de ; savaş karşıtlığı bu kadar mı güzel anlatılabilir ?
Duygular yüreğine yüreğine bu kadar mı işler ?
Bir animasyon filmi bu kadar mı içtenlik yansıtabilir ...?
Bir insanı bir anime bu kadar mı etkiler ...?
Bu kadar mı düşündürür insanı gerçeklik ile animasyon çizgileri dünyası ...?
Ateşböceklerinin Mezarı (internet alıntı fotoğraf )